bulaşıcı hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bulaşıcı hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2011 Pazartesi

Geçen Haftaya Bakış...

Baktım da,
Bir haftadır yazmamışım.Bazı oluyor böyle;yazmadıkça uzaklaşıyorum yazmaktan.
Bazen okuduklarım soğutuyor beni yazmaktan,bazen yaşadıklarım.PC'nin kapağını dahi açasım gelmiyor böyle zamanlarda.
Velhasıl olmayınca olmuyor...
Neyse ne...

Ne mi yaptık bu bir hafta boyunca?
Gezdik dolaştık...
Bol bol misafir ağırladık.Kekler,poğaçalar,börekler,pastalar hazırladık,dostlarımızla paylaştık.
Keyifli sohbetler ettik,kahkahalarımızla her yanı çınlattık.
Eskileri* yad edip,yenileri ardına kattık.
Çocuk kalbimizle hediyeler edinip**,öğretmenler günü kutladık.
Kütüphanemize yepyeni ve ilgi çekici kitaplar*** edindik.
Popomuza mantar**** ektik !!!
Musiki konserine***** gidip,ruhlarımızı şenlendirdik.
Konser dönüşü anneannemizde sabahladık.
Sabahında dedemizin bahçesinde toprakla bolca hasbihal ettik,kah kazdık,kah suladık,kah avuçladık...Ağaçların dökülen yapraklarını toplayıp,bu yapraklarla kocaman bir ateş yaktık.Kuru yaprakların ateşle meşkinde ortaya çıkan ezgiler ve yaydığı muazzam kokuyla mest olduk.
İki erkek kardeş elele vererek bakkala gidip ekmek aldık :) Artan para üstüyle de bi sürü abur cubur yüklenip keyfe geldik.
Hafta sonu,yere yatak açıp****** taklalar ata ata uykuya daldık.
Yakın arkadaşımızın sünnet düğününe iştirak ettik,yerimizde durmadık,hopladık,zıpladık...
Dönüşte yine sevdiğimiz dostlarımızı evimizde ağırladık.Bol kakara kikiri yaptık hatta yılbaşı akşamı için planlar yapıp heyecanlandık.
Tüm apartman sakinlerine,pastane işlettiğimizi düşündürtecek kadar çok "bitter çikolatalı ve portakallı kek" yaptık.
Son olarak,
Yorgun geçen bir haftanın sonunda,sıcacık duşlarımızı alıp soluğu yatakta aldık.

Yeni haftanın hepimize huzur,keyif ve sağlık getirmesi dileğiyle...

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

* Çarşamba günü öğle üzeri,taaa ilkokuldan 5 arkadaşımı ağırladım.Bir ay kadar önce,bu arkadaşlarımdan birinin bizi biraraya getirme isteğiyle her birimizi tek tek arayarak,kendi evinde misafir etmesiyle başlattığı toplaşma merasiminin ikinci ayağı,o gün bende gerçekleşti.

** Öğretmenler günü münasebetiyle,Neco'nun hediye seçimini çocuklara bırakması sonucu, YA öğretmenine  kırmızı bir oje,RU ise bir çift küpe alarak hediye etti.ZE o gün anneannesinde olduğundan okula gidememişti,fakat ertesi gün pembe bir oje edinerek O da görevini ifa etti.Hediyelerimiz öğretmenlerimizce epey enteresan karşılanmış olmalı:)

*** Bu hafta 6 yeni kitap edindik.Çizmeli Kedi Yayınları'na ait bu kitapların isimleri şöyle:

                    Dinozorun Beslenme Çantası-Jacqueline Wilson
                    Çikolata Canavarı-Jan Page
                    Geveze Goril-Margaret Mahy
                    Kahraman Babam-Stella Gurney
                    Abur Cubur Seven Ejderha-Malorie Blackman
                    Uzaylı Çocuk-Banu Özdemir

**** YA'nın poposunda kırmızı bir nokta şeklinde başlayıp,ertesinde çapı büyüyerek yanık benzeri su toplayan,hemen akabinde patlayarak yaraya dönüşen,peşisıra yara genişleyip para büyüklüğüne kadar erişerek kabuk bağlayan ve kuru bir döküntü haline gelinceye kadar süre giden ilginç bir cilt sorunu ile karşı karşıya kaldık.Doktora götürmemiz neticesinde mantar olabileceği teşhisi konuldu ve krem tedavisi uygulandı.Henüz iyileşme sağlanamadığı gibi hastalıklı bölgenin alanı genişledi.Salı günü uzman bir dermatologla görüşeceğiz.

*****Şu postta bahsini ettiğim canım arkadaşım "S" nin,Tuzla'da bir konser salonunda "Kocaeli Musiki Derneğince"gerçekleştirilen cemiyet konserine gittik.Ruhumuz musikiye doydu."S" nin solo performansı süperdi.Onunla bir kez daha gurur duydum.

******Bir akşam aklımıza nerden estiyse salonun ortasına şilte açarak yerde yatma fikri geldi ve uyguladık.YA&RU&ZE müthiş zevk aldı bu işten.Mütemadiyen akıllarına gelip "yerde yatalım mı? ne olurrrr"
taleplerinde bulunmaya başladılar.Bizde bunu hafta sonu ile sınırlamaya karar verdik.Şimdi her hafta sonu rutini haline gelen,cümbür cemaat yer yatağında yatma seremonilerimiz var.Bu keyfe TV karşısında patlamış mısır yeme zevki de eşlik edince O'nlardan mutlusu olmuyor.Sabah yatak yorgan toplama işi fazladan külfet eklesede omuzlarıma,yüzlerindeki gülümseme herşeye değiyor ne de olsa...

14 Şubat 2011 Pazartesi

YA'nın çiçekli sevgililer günü hediyesi...

En sevimlisinden su çiçeği :)
Evet tahminlerim üzere dün ki doktor kontrolü neticesinde teşhis konuldu:
Su Çiçeği,
İsmi denli sevimli olmayan bu bulaşıcı hastalık maalesef bizi pençesine almış bu defa.Muhtemelen okuldan arkadaşları vasıtasıyla kaptı virüsü.Öğretmeniyle görüşmem neticesinde,bu hastalığı yeni atlatan bir öğrencilerinin olduğunu dile getirdiler zira.
İşin en sevindirici yanı;
Doktor, YA'nın hastalığın artık son evresinde olduğunu,yani atlattığını söylemiş Neco'ya.
"Nasıl olur yaa?" dedim daha döküntüler yeni başlıyor,akabinde çoğalması lazım,asıl can sıkıcı kısmı bundan sonra olmalıydı,en azından ben öyle biliyorum.
Neco'da doktora aynen böyle söylemiş,doktorda,
"Çocuğunuz hastalığı geçirmiş,illa ki hasta mı etmek istiyorsunuz?" diye de çıkışmış hatta.
Derin bir ohhh çektim lakin hala tetikteyim,her an vücudunu kaplar diye endişe ile beklemekteyim.Eğer bu kadarla atlatırsak dünya varmış diyecek,eli kulağında bekleyen minik yavruların sırasını savmasını bekleyeceğim.
Yalnız bu hastalık oğlumu ruhsal açıdan epeyce sarstı.
Keşke ona hiç belli etmeseydim diye sonradan çok hayıflandım ama iş işten geçmişti.Tüm gün boyu dudaklar titrer vaziyette,ağlamaya her an hazır,sürekli hastalıkla ilgili milyon tane soru sordu.
"Anne başka benek çıkmış mı?" Çıkmamış deyince gözündeki ışıltı görülmeye değer.
"Anne kaşırsam daha mı çok çıkar?"
"Hayır ama kesinlikle kaşımamalısın canını yakar ve izi kalır" dedikten sonra asla elini sürmedi ve sürdürtmedi kuzum.
Bir ara internetten araştırma yaparken oluşabilecek komplikasyonların bahsi geçince görme bozukluklarına da neden olduğunu okudu Neco,dikkati zaten  her daim konuya odaklı olduğundan,hemen yeni bir soruyla dahil oldu olaya:
"Anne gözlerim mi bozulacak,göz kapaklarımı açamayacak mıyım?"diye sordu.
Hay Allah yaaa,bu çocuk epey etkilendi ne yapmalı acep diye bakındık birbirimize Neco'yla.
İşte bu ve aklıma gelmeyen nice sorularla panik vaziyette geçirdi tüm günü canımın içi.Bugünde göndermedik haliyle okula ve bu haftayı evde geçirecek gibi görünüyor.Neco tüm gün yattığını ve dışarı çıkıp dolaşma teklifine bile olumsuz yanıt verdiğini söyledi.Hatta saat 14:00 gibi uyumak istemiş ve ben 17:00 de eve geldiğimde hala uyuyordu yavrum.Şu an itibariyle uyanık ve 38 civarı ateşi var.İştahı kapalı sadece mısır gevreği istedi,bende kırmayıp hazırladım.Döküntüler çok yoğun değil, yer yer yüzünde ve vücudunda umarım bu şekilde atlatmayı başarırız.Rabbim korusun.

İşte böyle,tüm samimiyetiyle bize destek olan bütün arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum.Eksik olmayın inşallah.

Ayrıca bu vesileyle tüm sevenlerin sevgililer gününü ve bütün Müslümanların Mevlüt Kandilini yürekten kutluyorum.

13 Şubat 2011 Pazar

Sulu çiçekli bir pazar...

Kaynak:google görsel
Mis gibi,ışıl ışıl,tazecik bir günün sabahında,bugüne dair dünün devamı niteliğinde planlar yaparken,YA'nın keyifsiz kahvaltı ritüelinin ardından ısrarla"anne çok üşüyorum demesinden" ufukta görünen sakil hastalık illetinin pençesini  sırtımda hissediyordum artık.Sabah uyandığında da "boğazım acıyo"deyişi ilk işareti vermişti zira.
Peşi sıra ateşinin olduğunu farkettim,üşümesi de o nedenleydi zaten.Ateşini hissetmek için elimi vücudunda gezdirirken ufak kabartıların olduğunu farkettim,dün de ensesinde bir tane görmüş ve bu neyin nesi diye meraklanmıştım.
Elimle dokununca içindeki sıvı dışarı çıkmış ve Allah Allah dedirtmişti bana,lakin çok üstünde durmadımdı.Bugün vücudundakileri de görünce hemen "su çiçeği" geldi aklıma.Olabilir miydi?Belirtileri neydi?Nasıl bir hastalıktı?Nelere dikkat etmeliydi?Tehlike boyutu,tedavi aşamaları ????  kafamda bir sürü soru işaretleriyle geçtim PC başına.Okudum tek tek ve maalesef ki YA'da gördü o esnada.Pek iç açıcı fotolar yoktu zira.İrkildi çocuk "bende mi böyle olacağım anne?" diye sordu yavrucak."umarım olmazsın oğlum,bende küçükken geçirmiştim(benim ki oldukça ağırdı) ve bir süre sonra geçiyor sadece biraz kaşınıyor o kadar"diyerek rahatlatmaya çalışsamda çok etkili olmadı,gözlerinden yaşlar süzülüverdi bebeğimin.Ama asıl can sıkıcı soru ardından geldi:
-"Anne su çiçeğinden ölünür mü?"
-":(((( hayır annecim,herkes bu hastalığı geçirir,biraz rahatsızlık verir ama sonra geçer gider,bu kadar üzülme ve beni üzme ne olur"diyebildim ancak.

YA'nın tüm aşıları tam fakat bir tek aşıyı atladık şimdiye kadar "Su çiçeği".Tam aşı zamanı (15 aylıkken) hastalanmıştı YA ve hasta iken aşı yapılmadığından,ertelenmişti.Sonrasında da bir türlü denk gelmedi ve aklımızdan uçtu gitti.Ara ara dillendirsemde uygulamaya dökemedik vesselam.Şimdide zurnanın zırt dediği yer geldik,hadi bakalım hayırlısı.

Tabi daha ortada kesin bişey yok,yani teşhis benim tarafımdan konuldu henüz,tamamen tahmin.Belirtiler tahminlerimi güçlendirse de son sözü doktor söyleyecek.YA babasıyla birlikte doktora gitti 1 saat kadar önce,yarını bekleyemedik,durum netleşsin ona göre hareket edilecek artık.Aşı için hala geç kalınmamışsa -ki internette ilk belirtilerin ardından 1-2 gün içinde yaptırılabilir diyor,hemen yaptırmalı,su çiçeği değilse zaten illaki ertelemeden bir an önce pratiğe dökülecek.Üstelik ikizler pusuda bekliyor,atlayıp virüsün üstüne,hemen ortak oluverirler hastalığa.Ne me lazım,3 tane sulu çiçekli velet aynı evin içinde hiiiç çekilmez doğrusu.Evlerden ırak.

Ben kendimden biliyorum,çok ağır geçirmiştim,kaşınmaktan ağlar,annem kızdığı için gizli gizli kaşır yırtardım her yerimi.Yara falan olmuştu hatırlarım.Elim yüzüm tanınmayacak haldeydi.O günlerden bana hatıra kaşıntı kaldı.Her su çiçeği ya da benzer kaşıntılı hastalık duysam,refleks olarak kaşınmaya başlarım derhal.Şimdi olduğu gibi:)

Kalkıp arayayım bakalım ne yapmışlar,umarım tahminlerimde yanılıyorumdur.
Related Posts with Thumbnails