karakteristik özellikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karakteristik özellikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Büyüme Eğrisi...

Büyüyorsun oğlum;
Her geçen gün,her an,her saniye...
En çok arkandan şöyle alıcı gözüyle süzdüğümde ayırdına varıyorum bunun;neydi? ne oldu? diyor ve manidar bir gülüş sezinliyorum yüzümde.
Sonra doğumundan bugüne değin geçirdiğin aşamalar geliyor gözümün önüne hızlıca,
İlk gülücüğün,ilk aguların,ilk dişin,ilk adımların,ilk "anne" deyişin,ilk cümlelerin...

Büyüyorsun oğlum,
İçim titriyor sana her baktığımda...
Yüzün güldüğünde bahar çiçekleri açıyor içimde,ağladığında acıyla dağlanıyor yüreğim...
Kokun cennet kokusu nazarımda,doyamıyorum sarıp sarmalamaya,öpüp koklamaya...


Ana sınıfı hatırası...

Karakterinde büyüyor,gelişiyor aynı hızla,
Kolay bir bebek idin sen,kolay bir çocuk oldun;üzmedin anneciğini,
Küçücükken, ansızın gelen iki kardeşe rağmen arıza çıkarmadın hiç.Uyum sorunu yaşatmadın şükürler olsun.
Hep korudun, kolladın kardeşlerini.Onlarsız boğazından bir lokma geçmedi,ne aldıysan hep üçledin.

Çok hassassın,çok içli...
Merhametli,iyi yürekli...
Ahlaklı ve erdemli...
Olgun ve azimli...
Uyumlu ve sağduyulu...
Beni acziyetlerimle utandıracak denli üstelik.

Birkaç gün önce ilklerine bir yenisini daha ekledin;ilk dişin düştü.Peşi sıra da ikincisi...
Tuhaf bir his bu,
İnsanın içini gıcıklayan cinsten.Sevinse mi? üzülse mi? bilemediğinden...



Büyüyorsun oğlum...

Ama çok acele etme olur mu?

25 Nisan 2012 Çarşamba

Fashion TV'ye model yetiştiriyorum...

İnsanın süslü bir kızı olmaya görsün...


 Sabah yataktan kalkar kalkmaz soluğu gardrobun başında alan;

Gece uykusunda giyeceği pijamaları bile kendi zevkine göre seçen;


Günde 50 kere kıyafet değiştiren;


Sabah okula gitmek için giyinirken annesine kırk takla attıran;

Pantolonda mutlaka jeani ve tabi ki skinny modeli,etekteyse fırfırı gösterişi ve illaki miniyi tercih eden;


Giydikleri içine sinmişse havalara girip babasının karşısına geçerek "tatatatammmmm,babacım nasıl olmuşum" diye beğeni bekleyen;

Fırsatını bulduğu an, annesinin makyaj malzemelerinin başına geçerek sürüp sürüştüren;


Çorabından,ayakkabısına,şapkasınsan,aksesuarlarına kadar uyum ve gösteriş gözeten;

İlla ki kendi tercihlerinde ısrar eden,anne azıcık müdahale edince şiddetle O'nu püskürten;


Saçlarını pek seven,"popoma kadar değiyor" diyerek onlarla övünen ve fakat kıvırcıklığından hazzetmeyip düzleşmesi için annesinin düzleştiricisine göz diken;

Eşofmanla gezmeyi zinhar kabul etmeyen,es kaza okula giderken giymesini istediğimde "hiç okula giderken eşofman giyilir mi ?" diye ukalalık eden ve her nerde ne şekilde olursa olsun eşofmanla dolaşmayı kendine hakaret addeden;

Aşırı kokoş bir kızla işim var işim...

Not:Krem rengi fırfırlı etek bizzat benim emeğimdir :)

1 Nisan 2012 Pazar

Akademik Durumlar... :)

Dün,RU ve ZE'nin 2.dönem genel bilgilendirme toplantıları vardı okulda.
Sınıf öğretmenleri, rehber psikolog, ingilizce öğretmeni ve okul müdiresinin tek tek ve genel bilgilendirmelerinin yanı sıra,veliler de soru ve görüşlerini bildirdiler ilgililere...
Öncelikle şunu belirteyim;
Okulumuzdan genel olarak çok memnunuz ve keyifle gidip geliyoruz şükür ki.Öğretmenlerimiz ve sevgili müdiremiz pek özenli ve ilgili.Emeklerine binlerce teşekkür.Ne denli eğlendiğimiz ise resimlerimizden aşikar.

Okuldaki keyif dakikaları...

Bizimkiler haşarılık peşinde :)

RU ve ZE hakkında ki genel kanı, çok şükür ki oldukça olumluydu.Özellikle ZE'nin RU'yu kardeşten ziyade bir anne gibi koruyup gözetmesinden,ZE'nin şefkat dolu yaklaşımlarından ve ikisinin de son derece uyumlu çocuklar olduklarından bahsettiler.Motor becerilerinin, bulunduğu yaş aralığının özelliklerine göre oldukça gelişkin olduğunu söylemeleri gülümsetti beni.Özellikle rehber psikoloğun görüşleri benim için keyif verici ve yol gösterici oldu.Ders esnasında yaptığı gözlemlere dayanarak, her ikisinin de derslere katılımının çok iyi, algılarının son derece açık ve el becerilerinin muazzam olduğunu dile getirmesi sevindiriciydi.Bir de üstüne, sınıfta algı düzeyi olarak en iyi durumda olanlar arasında RU ve ZE'yi de sayması katmerlendirdi keyfimi.

ZE'ciğimin ilk sınıf başkanlığı deneyimi:)

YA,mart ayı başı itibariyle, bu yıl başlayacağı ilköğretim okulunun ana sınıfına geçti.Dolayısıyla bu toplantıda YA'ya dair bir bilgi yok.Ama YA'nın öğretmeniyle sürekli bilgi alışverişindeyim zaten.Öğretmeni harika görüşler dile getiriyor O'nun hakkında.Daha önce kreşe gitmiş olmasının şu an ki durumunda etken olduğunu söylüyor.Sınıftaki pek çok arkadaşından ileri düzeyde olduğu bariz ortada diyor.YA'nın da sık sık dile getirdiği "ama ben her şeyi biliyorum zaten,okula gitmeme gerek yok" söylemleri netlik kazanıyor böylece.Çizgilerle, çubuklarla uğraşmak sıkıyor O'nu; nitekim son günlerde okuma-yazmayı öğrenmiş olduğunu şaşkınlıkla farkediyordum.Elinde sürekli bir kağıt kalem,duyduğu kelimeleri heceleyerek yazmaya uğraşıyor ve çoğunlukla hatasız yazıyor.Bazen bir harfi eksik ya da harflerden birinin diğeriyle yer değiştirmesi şeklinde olsa da genel olarak gayet başarılı;ve benden sadece onaylama kısmında destek alışı diğer bir anekdot.Kitapta, TV de, gazete veya dergi de gördüğü yazıları okumaya çalışması epeydir varolan bir durumdu.Ben bunun görsel hafızadan ileri geldiğini düşünüyor, okumaya başladığına yormuyordum;fakat işi yazıya dökerek bu işi kaptığını göstermiş olduğu küçüğüm bana.

Yeni okulunda yarım gün devam ediyor YA.Yani sabah 08:30 öğlen 12:30 arası.Sıkılmıyor da hem bu sayede.Haftanın iki günü, salı ve perşembe günleri yüzme derslerimiz devam ediyor ve YA bu işten inanılmaz zevk alıyor.Hem çok azimli hem de müthiş istekli.Çok yorucu bir spor olduğunu dile getirse de halinden memnun yine de.

Anne-baba olduktan sonra insanın huzuru, öncelikle çocuklarının sağlığı ve mutluluğu, peşi sıra başarılarıyla paralel gidiyormuş meğer...

16 Mart 2012 Cuma

Hasımlık,Hısımlık...

RU ve ZE;
38+5 de (istatistiklere bakınca ikizler için mucize sayılabilecek bir miad) 15 dk ara ile,önce RU ardından ZE nin gelmesi suretiyle,normal doğumla dünyaya gelen çift yumurta ikizleri...

Aynı karında kimi zaman omuz omuza,kimi zaman sırt sırta,kimi zaman kıç kıça :) geçirilen 9 aylık kader birlikteliği,arada ki kan bağının kaçınılmaz bağlayıcılığı,doğum sonrası süreçte birbirine karışan cıyaklamalarla yenidoğan sıkıntılarına ortaklık,yan yana paylaşılan yatak,birbirlerinin nafakalarına ortak çıkmalar,beraber acıkmalar,beraber uyumalar,beraber sızlanmalar,beraber edilen banyolar,vs vs vs...

Bunca zamanlık yol arkadaşlığı,karındaşlık,can,kan ortaklığı hepsi,hepsi fasa fiso...

Yok arkadaş,biri şu RU'ya ,ZE'nin kardeşi,dahası ikiz kardeşi olduğunu hatırlatsın bir zahmet.
Ben beceremedim yahu,
Aşkım aşkım diye peşinde dolanan kıza resmen poposunu çevirip naz niyaz yapıyor.Öpmek istese kafasını çevirip bir de çıkışıyor.ZE'nin "Canım kardeşimmmm" diye taa yürekten bir sarılışı var ki,görenin yağları erimezse namerdim.Ama beyimiz ağır abi ya,kılını kıpırdatmıyor,hatta tersleyip itekliyor.

Onu şikayet etmek en büyük zevki.Ola ki ZE hoşa gitmeyen bir tutum sergiledi:anında yanımda bitiyor ve büyük bir keyifle ZE'yi şikayet ediyor.Çoğunlukla şikayetleri dinlemiyorum fakat olur da tepki vermem gereken bir durumla karşılaşırsam, ZE'ye gösterdiğim tepki karşısında keyifle sırıtıyor.

10 gün kadar önce okulda öğretmeni aynen şöyle söyledi:
"ZE çok anaç.Tıpkı bir abla gibi şefkatle yaklaşıyor RU'ya.Devamlı suretle onu koruyor,kolluyor."
Peki bunun üstüne dün ne duydum yine öğretmeninden:
"RU,ZE'yi hırpalıyor,vuruyor ona."

Ne şimdi bu?Neden bu kız kardeşine olan düşmanlık?Üstelik kardeşi ona karşı bu kadar candanken...

Hal böyle iken RU,abisi YA'ya karşı son derece sevecen,tutkun,öpüş kokuş.İkiz kardeşine hasım muamelesi yaparken abisine can-ı yürekten bağlı.Öyle ki,okul çıkışı eve dönerken ilk sözleri :

"Ben YA'yı çok özledim" oluyor.

Abisi ile oynarken yaşadığı keyif görülmeye değer.ZE ile paylaşımları ise dakikalarla sınırlı :(

Evet hem cinsi;paylaşımları,beğenileri,zevkleri benzer fakat neticede ikisi de kardeşi değil mi?

Biriyle hasım diğeriyle hısım olunur mu ama yaaa???

23 Şubat 2012 Perşembe

Eğleniyoruz,Öğreniyoruz...

Çocuklar için 0-5 yaş arası dönem,yabancı dil öğrenme açısından hayati öneme sahiptir diyor uzmanlar.Doğumdan itibaren 5 yaşına kadar çocuğun beynindeki nörofizyolojik mekanizma çok faalmiş ve bu mekanizmanın yardımıyla dil otomatik olarak beyne kaydedilmekteymiş.Bir kasede kaydeder gibi işlemekteymiş duyduklarını yani çocuk.Bu dönemden sonra bu mekanizmanın faaliyeti sona eriyormuş büyük oranda.Şayet bu süreç içerisinde anadili dışında ikinci bir dili öğrendiyse çocuk,buna 3.4...yü de eklemesi mümkünmüş.
Kendisi anadili gibi konuşamadığı yabancı dili çocuklarına nasıl öğretecek anne o muallak tabi.

Dün bir arkadaşım kızının devam ettiği kreşte bir arkadaşının (6 yaşında) şimdiden 2 yabancı dil bildiğini,üçüncü içinde halihazırda kursa devam ettiğini söyleyince ağzım bir karış açık kaldı.Ayrıca bir de piyano eğitimi alıyormuş.(o konuya hiç girmeyeyeceğim zira komplekse giriyorum)
Bu yaşta çocuk bunca aktivite ve koşturmaca içinde boğulmuyor mu? çocukluğunu yaşamaya zaman kalıyor mu? dahası halinden hoşnut ve mutlu mu? ayrı bir tartışma konusu ya neyse,bu konu çoookk uzar...

Biz bu aralar bu DVD lerle müthiş eğleniyor,eğlenirken aynı zamanda öğreniyoruz...

Action English for children DVD setini yeni edindik.Hergün bir DVD izleyerek birlikte tekrar ediyor,eğlenceli şarkılarla dans ediyoruz.Hem şaşırtıcı bir biçimde çabuk öğreniyor,pek de keyif alıyoruz.

YA ve ZE her zamanki gibi çok ilgili ve öğrenmeye çok açık.Usanmadan,sıkılmadan ve büyük bir merakla sonuna değin izliyor,peşi sıra tekrar ediyorlar öğrendiklerini.RU ise çok uzun süre koruyamıyor konsantrasyonunu.Akademik yaşam ona göre değil,o sosyal ortam insanı:) yaşayarak ve bizzat deneyimleyerek öğrenmeyi tercih ediyor hayatı.

Teoriye değil pratiğe prim veriyor velhasıl...

Related Posts with Thumbnails