şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şükür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2012 Cumartesi

Lale Devri...

Tam da yarın 4.cü yılını dolduracağım 3 çocuklu yaşamımda ne denli zorlu aşamalardan geçtiğimi bir ben bilirim bir de Allah.Tek çocuk büyütüp "biz bir taneyle başedemiyoruz valla sana bravo" diyenler de anlıyor ahvalimden az biraz.Zordu, hem de pek çok zordu;dahası içinde bulunduğum halin bekası beni hepten ürpertiyor en derin depresyonların birinden çıkarıp diğerine sokuyordu.

Gaz sancılarının aman dinlemez çilesinden başlayıp,ağır emzirme,besleme,temizlik,uyku rutinleri;üç çocukla dışarı çıkmak isteyip daha çanta hazırlığında yorulup usanarak süregiden bezginlikler;eline koluna prangalar vurulmuş hissine sebep olan sorumluluk ve bağlayıcılık duygusu;ikiz bebek büyütmenin meşakkati;yanı sıra hali hazırda bebeklikten yeni çıkmış 2,5 yaşlarını süren küçük abinin ihmale uğramaması için verilen yıpratıcı mücadele-ki bu benim için sahiden en zoruydu-;çocuklar büyüdükçe sorunlarında ona paralel ilerlemesinin getirdiği güçlükler;hengamesi bol günler, geceler;aralarındaki gerginlikleri bertaraf etmek için sarfedilen deli tempo; psikolojik buhranların hayatımızın geneline yayılmış ağır etkisi vs vs vs...

Bu süreç içerisinde ailemden büyük destek gördüm;hala da imdat frenim olmaya devam ediyorlar.Eksikliklerini hiç göstermesin dilerim Allah.Fakat ne olursa olsun bu sorumluluğu layıkıyla kaldırmakla mükellef olan bir tek baş kahraman vardı;o da "Anne" karakteri, yani "ben";ve bu sorumluluk duygusu öylesine çörekleniyordu ki bedenime, altında ezilip lime lime olmaktan kurtaramıyordum kendimi sıklıkla...
Keşke ile başlayıp,gözyaşlarının eşlik ettiği nice isyan dolu cümleler kurarak kendime bolca sövdüğüm bu histerik süreç çok şükür ki artık geride kaldı;şimdi yerini, o hastalıklı düşüncelerin sahibine fazlaca bonkor ve affedici davrandığı kanaatine vardığım eşsiz nizam sahibi Yaradana hamd dolu,şükran dolu,minnet dolu günler aldı.Öylesine kararlıyor ki Mevla'm; eksiğin,kusurun,ihtiyacın,menfaatine olan ne varsa önüne sunuyor da sen- daha iyi bilirmişsin gibi- sunduklarını şer addedip isyan ediyor;gözlerini kör,kulaklarını sağır,kalbini mühürlü, zihnini bulanık tutup yüz çeviriyorsun tüm bu lütuflara...Ama O öyle bir kudret ki; sen yüzünü çevirsen de,asla kayıtsız kalmıyor senin gibi günahkara...

Şimdi bakıyorum da,ne büyük lütufmuş bana sundukları.Oğluma bir hem cins,bir de sevgi dolu kız kardeş göndererek O'na verip verebileceğim en iyi imkanı sunmuş altın tabakla.Hiçbir oyuncak,hiçbir etkinlik,hiçbir maddi olanak bu denli zenginleştiremezmiş O'nun hayatını.Ben ve babası bile...
Asabi,pimpirikli,tahammülsüz,tezcanlı,maymun iştahlı,sağduyu yoksunu,dediğim dedik beni, öyle güzel hizaya soktu ki sonradan aramıza katılan bu iki velet,törpüledi sanki tüm sivriliklerimi,çapaklarımı,kusurlarımı...Tek çocuğu bile layıkıyla büyüteceğime kanaat getiremezken, üç çocukla sınadı,otadı,onardı bütün arızalarımı.Daha az özürlü oldum bir çok konuda sayelerinde.Terbiye ettiler nefsimi bir şekilde...

Şimdi herşey daha bir yolunda bin şükür.Abileri kardeşsiz,kardeşler birbirlerinden habersiz yaşayamaz hale geldiler.Biz de O'nlarsız tabi...Eskiden, en azından birini anneme yollasam da azıcık nefes alsam derken, şimdi o eksiği uzuvlarımdan eksilmiş görüp canımın acıdığını hissediyorum.YA kardeşleri olmadan hiçbir plana dahil olmak istemiyor.Misal; YA'yı alıp kız kardeşime gitme programımı kendisine söylediğimde "kardeşlerim ne olacak?" diye sordu ilkin.Ben  "Onlar babanla kalırlar bir gün " dediğimde: "Hayır,ya Onlar da gelsin,ya da gitmeyelim" cevabını vermesi aralarındaki bağın ne denli güçlü olduğunun en güzel örneği...
Üç kardeşin beraberken attığı neşe dolu kahkahalara şahit olmak, dünyada yaşayacağım en eşsiz mutluluk anları nazarımda.

Bu aralar anneye her konuda yardımcı olmaya başladılar ki,bu da benim için ayrı bir keyif sebebi.Misal;masa hazırlanırken yardım için yanımda bitivermeleri,her işlerini kendileri görmeye çabalamaları,beni iş yaparken gördüklerinde üzülüp işin ucundan tutmaya çalışmaları...

Anne-baba olarak bizi en çok sevindiren gelişmelerden biri şu ki;
Artık gece çocukları uyutma,masal okuma işini evin abisine devretmiş bulunmaktayız.Okumayı öğrenen YA bir gece ansızın "kardeşlerimi bu gece ben uyutabilir miyim anne?" talebinde bulundu."Hadi bakalım,uyut" dedik.Önce kıkırdaşmalar,gülüşmeler peşisıra abinin direktifiyle gelen sessizlik,ardından YA'nın ağır tempoda okuduğu hikaye ve 10 dakika sonra zafer kazanmış komutan edasında yanımıza geldi YA."Uyudular" dedi gülümseyerek.Biz de keyiften dört köşe birbirimize bakındık Neco'yla.Şimdi her gece bu şekilde devam ediyor uyku rutinimiz.Onlar mutlu,biz Onlardan da mutlu...

Hele birkaç gün önce YA ile yaşadığımız şu sahneler "vay beee" dedirtti bana...
Gecenin bir vakti halıdaki lekeler gözüme battı ve su hazırlayıp halıyı silmeye giriştim.Canhıraş biçimde debelendiğimi  gören YA:
"Annecim sen yorulma ben silerim" dedi,
"Teşekkür ederim oğlum,ben hallederim" dedim.
"Ama yoruluyorsun,üzülüyorum seni böyle görünce" diye devam etti,
"Kuzum benim,bitecek birazdan sen sıkma canını" diye gülümsedim.
Bir müddet sustu,sonra tekrar ama bu sefer ağlamaklı:
"Anne bırak lütfen,çok yoruldun,sonra bizimle oyunda oynayamazsın,üstelik gürültü yaparsak sinirlenirsin.Hadi bırak bende sana kahve hazırlayayım" dedi bu kez.
Pek hoşuma gitti bu hali.
"Tamam oğlum,hadi getir bakalım kahvemi" dedim ve sahiden de beş dakika sonra sıcacık kahvem elimdeydi.
Bu anları yaşamak bir anne için çok duygulu ve mutluluk verici.Yavrularının bu denli hassas ve hisli olmaları ise ayrıca memnuniyet sebebi.Yine ve yine ve her daim şükürler olsun bu sebepleri önümüze serene...

Lale devrini yaşıyor anneliğim,darısı tüm annelere...

18 Şubat 2012 Cumartesi

Heyyyy !!!

HAYAT;




Verdiklerin ve Vermediklerinden ötürü,

Binlerce TEŞEKKÜRLER...

SEVİYORUM SENİ :)


3 Şubat 2012 Cuma

Ne Güzel...

YA'nın TRT Çocuk'daki yarışmaya göndermek üzere yaptığı resim...

Ne güzel,her sabah yeni bir güne uyanmak;hem sağlıkla,hem eksiksiz,hem maaile,hem keyifle...
*
Ne güzel,tüm bunların farkına varıp,günü böyle devam ettirebilecek huzuru,neşeyi ve gayreti bulabilmek kendinde..
*
Ne güzel,keyifle mutfağa girip,tüm evi kokusuyla şenlendiren krepler hazır ederek,aile eşrafının gözlerinin içini güldürebilmek neşe ile...
*
Ne güzel,çocuklarımın ileride belki de "çocukluğumda aklıma kazınan en güzel anılardan biri annemin mutfakta hazırladığı krep kokularının tüm eve yayılan kokusu idi" cümlesinin sarfedilebilme ihtimalini düşünmek...
*
ZE'nin,üzerinde çok fazla irdelediğim resmi.Mesela YA neden en uzun?RU neden en kısa?

Ne güzel,kahvaltıya oturduğumuzda kreplerin içine yayılan çikolatalı kremanın her birimizin damağında bıraktığı lezzete binaen yüzlerinde oluşturduğu huzurlu ifadeyi seyreyleyebilmek...
*
Ne güzel,özenle hazırlanan sofranın tüm aile tarafından itibar görerek,hoş sohbetler eşliğinde her birinde bıraktığı keyif imarelerine şahit olabilmek...
*
Ne güzel,zahmetinin yanısıra katmerli sevgilerinin herşeyi unutturduğu,bir öpücükleriyle kanatlandırıp,bir sevgi sözcüğüyle göklere yükselttikleri anları yaşayabilmek ve bunu yaşatmak için seçilmiş olmanın verdiği şükür ve mutluluğun ayırdına varabilmek...
*
Ne güzel,sevgilerini göstermekte yarışa girdiklerine tanıklık edebilmek."Ben daha çok seviyorum,hayır ben daha çok,asıl ben daha çookkk" şeklinde didişmelerini gülümseyen yüzlerle seyre dalabilmek...
*
Ne güzel,birbirlerine olan düşkünlüklerini,gönülden bağlılıklarını,birinin yokluğunda duydukları özlemi dile getirişlerini,iki dakika önce çatışmış olsalar bile saniyesinde kol kola girip hiçbir şey olmamış gibi devam edebildiklerini gözlemleyebilmek...
*
Ne güzel,yaşamdaki en özel duygulardan biri olan kardeşlik duygusunun güzelliğini iliklerine değin hissedebilmek.İsteyerek ya da istemeyerek oğluma 2 kardeş birden hediye edebilmenin O'na verilebilecek en eşsiz armağan olduğunun ayırdına varabilmek;O'nun da bu armağanın değerini hissettiğine şahit olabilmek;kardeşlerden her birinin diğerinin gelişimine ve mutluluğuna ne denli katkı sağladığının bilincine varabilmek;üçü bir arada iken başkalarına ihtiyaç duymadan keyifle vakit geçirebildiklerinin tatminini yaşayabilmek;öyle ki,arkadaş çevremizin çocuklarının(özellikle tek çocuklular) bizim evimize geldiklerinde ne iyi vakit geçirdiklerine şahit olabilmek ve fakat büyükler için aynı şeyi söyleyememek:)
*
Ne güzel,birbirlerine girdiklerinde müdahale eden anneye karşı ittifak kurmalarına şaşkınlıkla gülümseyebilmek. Misal;YA'dan telefonumu getirmesini istediğimde "hayır" cevabını almam üzerine,"peki,sen benden birşey istediğinde ben de senin  istediğini yapmayacağım" şeklinde verdiğim karşılığa RU'nun atlayıp,"ben getiririm o zaman" diyerek abisini kollamak istemesi,halbuki YA mütemadiyen RU'dan su isteyip RU her seferinde ikiletmeden,gönül rızasıyla getirmesine karşın, RU'nun,YA'dan bir talebi olduğunda YA'nın kayıtsız kalması,buna rağmen anneye karşı güç birliği oluşturmalarına hem şaşırmak fazlaca,hem de içten içe kıvanç duymak bu ittifaka...
*
RU'nun şimdilik karalamadan ibaret resimlerinden biri.Varsın birisi de yeteneksiz olsun :)
Ne güzel,aralarında geçen enfes diyalogların mutlu tanığı olabilmek...İki kardeş ellerinde soda şişeleri,önce bir yudum alıp ardından şişeleri birbirine tokuşturarak YA'dan gelen "hadi,içelim güzelleşelim" cümlesi ve nerden duyduğunu bilmediğim bu cümleyle birlikte şaşkınlıkla karışık kahkalara boğulabilmek...
*
Ne güzel,sonsuz bağışlayıcılıklarına,güzel ahlaklarına,merhametli kalplerine,engin sağduyularına,koşulsuz sevgilerine mazhar olabilmek ve bu yaşımda O'nlardan örnek alacak ne çok şey olabildiğinin ayrıdına varabilmek...
*
Ne güzel,kriz anlarında öfke saçan,içi kurum bağlamış anneye karşın,ortalık durulunca çocukların hiçbir şey olmamış gibi zihinlerini olabildiğince berrak ve tertemiz,kalplerini yumuşacık ve art niyetsiz tuttuklarına hem içerlemek,hem burulmak,hem de arsızca mutlu olmak...
*
Ne güzel,çizdikleri her resimden türlü anlamlar çıkarmak,ortaya çıkardıkları her nesneden müthiş haz almak ve baş köşede misafir etmek...
*
YA'nın en sevdiğim resimlerinden biri.Kuyruklu yıldıza dikkat...

Ne güzel,harikulade,geniş bir aileye sahip olabilmek;çocuklarımın sonsuz müşfik anneannesiyle,bol pimpirikli dedesiyle,dünyanın en şahane dayısıyla,çok düşünceli yengesiyle,şirinlik emsali teyzesiyle birarada büyüyor olmasının şansına erişebilmek...
*
Ne güzel,şer görünende de mutlak bir hayır olduğunun ayırdına varabilmek,dünyanın alt üst olduğunu sandığın her durumda,belki de altının üstünden daha iyi olabildiğini duyumsayabilmek ve bunu farkettirene sonsuz şükür etmek...
*
Ne güzel,her yeni günde,türlü şükür sebeplerini karşımıza çıkarana yine ve yine ve yine defalarca hamd edebilmek... 
*
----------------------------------------------------------------------

Ne hayırlı bir gün bugün.Hem cuma,hem Mevlid Kandili olması münasebetiyle dört bir yanın nurla dolduğu,gönülden edilen her bir duanın inşallah yerini bulduğu çok özel bir gün.Rabbim ellerinizi boş çevirmesin dilerim,ve nice böyle hayırlı günlere ulaşabilmek dileğiyle...

30 Ekim 2011 Pazar

Özgürlük Treni...

Özgürlük...
Uçsuz bucaksız semada,alabildiğine hür ve fütursuzca kanat çırpan kuşlar misali bağımsız olmak;
Tüm sorumluluk ve kaygılardan azade,eksenini olabildiğince geniş tutmak;
Zaruriyet değil de,keyfiyete tabi olmak;
Zaman,mekan,durum vb.sorunsalların topuna meydan okumak;
Hesapsızca,plansızca programlar yapmak;
En olmadık kişiden bile medet ummadan,kimseye gebe kalmadan gönlünden geçeni uygulamak;
ve tüm bunları düşünüp"hey gidi günler hey" diyerek içini şişirmeden,olabildiğince şuursuz davranmak...

Esasen insanlığın doğasında her dem var olan lakin belli bir kısmında hükmünü sürüp, yerini başka olgulara bırakan, buna mukabil ilelebet özlem duyduğumuz eşsiz duygu ve onun beraberinde getirdiği nice hazların arkasından el sallıyoruz epeydir.

Evet tren kaçtı; Özgürlük Treni...

Salına salına,tıkır tıkır,ferah ferah, zamana takılmaksızın manzarayı genişçe seyreyleyerek, hayaller kurup o hayallere dahil olarak seyahat ettiğimiz,gençliğin verdiği dirayetle birlikte bedenimizi yavaşça ama farkettirmeden yoran,fakat damağımızda her daim leziz tatlar bırakan,yükü kendimizden ibaret yolculukların baş kahramanı...

Sondan bir önceki seferini yapmak üzere,yaklaşık 6 yıl önce ayrıldı gardan.

İki kişi değildik artık,bir yolcusu daha olacaktı keyifli yolculuğumuzun.Afalladık,ters yüz olduk önce,rotamız bambaşka eksenlere kaydı.Eski düzenimiz ve alışkanlıklarımızla teker teker vedalaşmaya koyulmuşken birden aslında durumun o denli vahim olmadığını anladık.Evet eskisi kadar hareket serbestimiz yoktu; sorumluluklarımız çok ağırdı;programlarımız O'nun rutininin bozulmamasına endeksli idi ve her an abandone olması ihtimali vardı...
Velhasıl,dört başı mamur evlilik hayatımız kökten değişime uğramıştı.Lakin lezzeti bambaşka idi.Şimdiye kadar yaşanmış,tecrübe edilmiş hiçbir edinimle kıyas kabul edilmez bir güzelliğe sahipti ve apayrı heyecanlar getirmişti hayatımıza.

Ve farkettik ki,ruhumuzu,hanemizi,ömrümüzü şenlendiren bu eşsiz varlıkla,eskiye nazaran biraz çetrefillide olsa,kaldığımız yerden devam edebilirdik renkli hayatımıza,üstelik bambaşka renkler dahil ederek...
Varsın hasretini çektiğimiz bir tek konforumuz olsundu...

2 yıl sürdü sondan bir önceki sefer ile yaptığımız enfes yolculuk.Öyle keyifli,öyle sevgi dolu,öyle farklı bir boyuta dahil etmişti ki bizi hayat,daha yapacak çok şeyimiz,kurduğumuz yığınla hayallerimiz varken, boğazımızda koca bir yumruyla kalakaldık aldığımız haberle.Evet istediğimiz birşeydi ama biraz erken davranmıştı gelmek için.Belli ki keyfimize gıpta etmiş,O'da dahil olmak istemişti.Neden sonra öğrendik ki aslında bir değil iki kişi idi sıra da bekleyen.

O dakka anladık ki,bu tren bizim istasyona uğramayacaktı artık.Hem de uzuuunca bir süre...

Son seferini oldukça ihtişamlı bir seremoni ile 3 yılı aşkın bir süre önce, geride tadı damağımızda kalmış bir yığın tatlı anı bırakarak,gözyaşları içerisinde gerçekleştirdi.
Giderken hüzünlü bir gülümseme ile,bir süre sonra tekrar görüşebileceğimizi söylese de,o zaman geldiğinde, ne biz eski biz olacaktık,ne de şartlar aynı kalacaktı,biliyordum.

Şimdi,onun ardında bıraktığı hatıralarla,zaman zaman hayıflanarak,kimi zaman öfkelenerek,bazen dizlerimizi döverek,sıklıkla iç geçirerek devam etsek de hayata,herşeye rağmen her daim şükrediyoruz sahip olduklarımıza.

Geride bıraktıklarımızın hasreti,sahip olduklarımızın kıymetini unuttursa da bazı zamanlar,hatırlatacak bir vesile çıkardığı için şükürleri dilimizden düşürmüyoruz Rabbime...

Başka bir zamanda,bambaşka haletlerde ama hep aynı heyecanla tekrar karşılaşmak ümidiyle...

27 Ocak 2011 Perşembe

Bunları da duymak da varmış...

Okulda Yılbaşı Kutlaması -
Noel Baba YA...

Dün öğlen bir iş için dışarı çıktığımda telefonum çaldı.
Arayan Yamaç'ın okulu.Ne zaman ekranda "Kreş" yazısı görsem kalbimin yerinde davullar çalınır gümbür gümbür.
Yine o halde açtım telefonu,öğretmenimizin sakin ve güleç tavrı sayesinde biraz rahatlar gibi oldum.
Hal hatır soruştuktan sonra,
-"Epeydir görüşemedik,hergün arardınız uzun zamandır aramayınca merak ettim" dedi.(yaklaşık 15 gündür aramamışım,bende farkında değildim)
-"aaaa evet dedim,o kadar yoğunum ki inanın fırsat bulamıyorum" dedim.

-"Tahmin ettim,tabi işiniz zor,3 çocuk,iş ev falan"
Halimden anlayan insanların olması hoş...
-"Siz aramayınca ben arayıp hem hatrınız sorayım hemde Yamaç'la ilgili bilgi vereyim istedim" dedi.
-"İyi ettiniz,umarım herşey yolundadır" dedim.
-"Hemde çok yolunda,hiç merak etmeyin" dedi,
ardından anlatmaya başladı
-"Yamaç gün geçtikçe daha ilgili,daha uyumlu,daha sakin,verilen sorumlulukları en iyi şekilde yerine getiren,derslerde oldukça aktif ve başarılı,arkadaşlarıyla ilişkilerinde çok uyumlu bir çocuk haline geldi.Matematik ve İngilizceye karşı çok ilgili ve başarılı,sorulan sorulara kendinden emin ve tereddütsüz cevaplar veriyor,6 yaş grubunda olmasına karşın(sene başında 5 yaş sınıfında olması gerekirken,yanlışlıkla 6 yaş grubu yani okul öncesi sınıfına dahil etmişler,sonradan fark edildi fakat o gruba uyumu sayesinde değişiklik yapmaya lüzum görmediler.) sınıftaki diğer çocuklardan çok daha atak ve iyi durumda.Çizgi çalışmalarında yine öyle,el uyumu çok iyi,zaten karnesinde de göreceksiniz ama,siz sürekli arayıp sorduğunuz için bu kez ben arayıp haber vermek istedim" dedi.
Mutluluğumu anlatacak kelime bulamadım,boğazım düğümlendi,sesim titredi ve hatta ağladım.Hep olumlu şeyler duyuyordum oğlumla ilgili ama bu kez özellikle arayıp söylemeleri ayrı bir gururlandırdı beni.Bunda öğretmenimizin payı elbetteki çok büyük ama Yamaç'daki potansiyel asla göz ardı edilemez.Bende evde yaptığımız tekrarlarda farkediyordum bunu.Sorduğum sorulara kendinden emin ve ikiletmeden cevap verişi dikkatimden kaçmıyordu.Bir kez duyduğu şeyi hemen kavrayabiliyor olması sevindiriyordu beni.
Hamile iken yediğim fındık,badem,ceviz,balık yağları boşa gitmemiş demek ki...:)
Oğlum büyümüşte okuldan övgü dolu telefonlar gelmeye başlamış,inanılır gibi değil.Rabbime binlerce şükür borçluyum bundan ötürü.Daha nice başarı dolu günleri nasip olur inşallah.

Ama bundan önemlisi,
Mutlu,hayatından tatmin sağlamış,sağlam kararlar verebilen,sorumluluk sahibi,hayırlı bir evlat ve insan olabilmesi...

Gerisi işin bonusu...

O'nun,dünyaya benim oğlum olarak gelmiş olması, zaten en büyük hediyem
Ötesi yok...
Related Posts with Thumbnails