kısa kısa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kısa kısa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2011 Çarşamba

Yazamadıkça...

Kaynak:www.bengigencer.com
Verdiğim ara yüzünden bloğa bir türlü yakınlaşamadığım günlerdeyim yine.Yazılacakların birikişine paralel,arası açılan yazılamayan günlerin uzayıp gidişi...

Neden böyle bilmiyorum,yazamadıkça buz gibi soğuyor iyice kaçınıyorum yazmaktan.PC den cüzzamlı imişçesine geri duruyor,açmaya bile imtina ediyorum sebebini çözemediğim bir biçimde.Sadece blogdan değil elbet;diğer sosyal ortamlardan da uzak duruyor,köşe kapmaca oynuyorum hepsiyle tek tek.Bir nevi PC diyetine giriyorum velhasıl...

İyi de oluyor esasen.Bir tür hastalık hali internet bağımlılığı;literatüre de girdi nitekim.Kimi gün sabah saatlerinde oturup uzunca süreler diğer işlerimi ihmal ederek neredeyse akşamı etmişliğim var mesela.Tiksinti uyandırıyor böylesi bağımlı olmak bedenimde.Bu nedenle hiç değilse kısa bir süreliğine soyutlanmak iyi de geliyor bünyeye.Detoks niyetine...

Sanal sosyalleşmeden daha hakiki ve harbi bulduğum eş dost ziyaretlerine,konu komşu kahvelerine, arkadaşlarla kahvaltılara,öğle yemeklerine vakit ayırmak gerekliliğine inanıyor,ziyadesiyle mutlu oluyorum böylesi toplaşmalardan.
Tam da böyle geçti işte yazamadığım bir hafta.

Geçtiğimiz perşembe RU ve ZE'yi babayla bırakıp YA'yı alarak kız kardeşime gittim İzmit'e.İki gün bir gece hasret giderdik Gülşahcığımla.Ben kardeşimle hasret giderirken,YA'da hasret kaldı kendi kardeşlerine ve mütemadiyen dile getirdi "anne ben kardeşlerimi özledim,evimize gitsek artık" diye.Ve her seferinde yeniden ayırdına varıyorum ki:
"Kardeşleri YA'nın hayatında gerçekten çok önemli bir yerde,tam da baş köşede"

Pazar günü yine YA ile birlikte günler öncesinden biletlerini temin ettiğimiz "Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar" adlı gösteriye gittik.Oyuncu Memet Ali ALABORA'nın anlatımı üstlendiği, Emir GAMSIZOĞLU'nun piyanoyla eşlik ettiği gösteride,çocuklara klasik müziği tanıtmak ve sevdirmek amaç edinilmişti.
Kulaklarımızın aşina olduğu eserleri,bu eserlerin sahiplerini,sanatkarların doğdukları ülkeleri ilgi çekici ve keyifli bir biçimde öğrenme ve ülkemizin yetiştirdiği minik ve genç sanatkarları dinleme fırsatı bulduğumuz interaktif gösteride çocuklar sahiden eğlenleci vakitler geçirdi.
Hatice ve oğlu Can ile birlikte katıldığımız gösteriden memnun bir biçimde ayrıldık.Üstelik blog dünyasından ve sanal ortamdan tanıdığımız diğer dostlarımıza rastlamakta ayrıca keyifliydi.

Pazartesi öğle üzeri ise blog arkadaşım güzeller güzeli İlknurcuğumla görüştük Pendik'de.Perşembe'den aramış cuma günü Pendik'de olacağını bu vesile ile görüşebileceğimizi dile getirmişti.Bende çok sevineceğimi fakat kız kardeşimde olduğumdan çok üzülerek cuma günü mümkün olmadığını ama pazartesi günü eğer kendisi de uygun olursa seve seve görüşmek isteyeceğimi söyledim.Pazartesi günü aradım ve 14:30 gibi buluşup öğle yemeği eşliğinde keyifli bir sohbet ve gün geçirdik İlknurumla.Oğlu Yağız'da yanındaydı.Öyle şeker,öyle güzel bir çocuk ki Yağız;tabir-i caizse ağzımın suları aktı karşısında.Annesi gibi çok güleryüzlü ve tatlı dilli.Pek sevdim pekk.Blogların böyle arkadaşlar hediye etmesi ne güzel.Bu işin en cazip yanlarından biri bu sanırım.

Dün de YA'nın bu yıl ilköğretime başlayacağı okulu,ikinci dönem ana sınıfına orda devam etmesi için kayıt işlerimleri ile ilgili bilgi almak amaçlı ziyaret ettim.Hem okula adapte olması hem de yeni arkadaşlar edinmesi için böylesini uygun bulduk ve YA'yı da bu konuyla ilgili bilgilendirdik.Gayet ılımlı karşıladığı duruma karşı ilk cümlesi "tamam ama Rohat'ta o okula gelsin" oldu.Yaramazlıkları tek başına yapamazdı ama dimi?
Okula girdiğimde kendimi sahiden de pek tuhaf hissettim.Minik oğlumun bu denli çabuk büyüyüp ilkokul sıralarında oturacak yaşa gelmiş olması melankolik hisler gark etti bende.Seneye o yolları bolca arşınlayacak olmak da azıcık korkuttu desem.Hele 2 sene sonra ikizlerin de dahil olacak olması....

Canımız sağ olsun,huzurumuz daim olsun da varsın mesaimiz bol olsun...

28 Kasım 2011 Pazartesi

Geçen Haftaya Bakış...

Baktım da,
Bir haftadır yazmamışım.Bazı oluyor böyle;yazmadıkça uzaklaşıyorum yazmaktan.
Bazen okuduklarım soğutuyor beni yazmaktan,bazen yaşadıklarım.PC'nin kapağını dahi açasım gelmiyor böyle zamanlarda.
Velhasıl olmayınca olmuyor...
Neyse ne...

Ne mi yaptık bu bir hafta boyunca?
Gezdik dolaştık...
Bol bol misafir ağırladık.Kekler,poğaçalar,börekler,pastalar hazırladık,dostlarımızla paylaştık.
Keyifli sohbetler ettik,kahkahalarımızla her yanı çınlattık.
Eskileri* yad edip,yenileri ardına kattık.
Çocuk kalbimizle hediyeler edinip**,öğretmenler günü kutladık.
Kütüphanemize yepyeni ve ilgi çekici kitaplar*** edindik.
Popomuza mantar**** ektik !!!
Musiki konserine***** gidip,ruhlarımızı şenlendirdik.
Konser dönüşü anneannemizde sabahladık.
Sabahında dedemizin bahçesinde toprakla bolca hasbihal ettik,kah kazdık,kah suladık,kah avuçladık...Ağaçların dökülen yapraklarını toplayıp,bu yapraklarla kocaman bir ateş yaktık.Kuru yaprakların ateşle meşkinde ortaya çıkan ezgiler ve yaydığı muazzam kokuyla mest olduk.
İki erkek kardeş elele vererek bakkala gidip ekmek aldık :) Artan para üstüyle de bi sürü abur cubur yüklenip keyfe geldik.
Hafta sonu,yere yatak açıp****** taklalar ata ata uykuya daldık.
Yakın arkadaşımızın sünnet düğününe iştirak ettik,yerimizde durmadık,hopladık,zıpladık...
Dönüşte yine sevdiğimiz dostlarımızı evimizde ağırladık.Bol kakara kikiri yaptık hatta yılbaşı akşamı için planlar yapıp heyecanlandık.
Tüm apartman sakinlerine,pastane işlettiğimizi düşündürtecek kadar çok "bitter çikolatalı ve portakallı kek" yaptık.
Son olarak,
Yorgun geçen bir haftanın sonunda,sıcacık duşlarımızı alıp soluğu yatakta aldık.

Yeni haftanın hepimize huzur,keyif ve sağlık getirmesi dileğiyle...

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

* Çarşamba günü öğle üzeri,taaa ilkokuldan 5 arkadaşımı ağırladım.Bir ay kadar önce,bu arkadaşlarımdan birinin bizi biraraya getirme isteğiyle her birimizi tek tek arayarak,kendi evinde misafir etmesiyle başlattığı toplaşma merasiminin ikinci ayağı,o gün bende gerçekleşti.

** Öğretmenler günü münasebetiyle,Neco'nun hediye seçimini çocuklara bırakması sonucu, YA öğretmenine  kırmızı bir oje,RU ise bir çift küpe alarak hediye etti.ZE o gün anneannesinde olduğundan okula gidememişti,fakat ertesi gün pembe bir oje edinerek O da görevini ifa etti.Hediyelerimiz öğretmenlerimizce epey enteresan karşılanmış olmalı:)

*** Bu hafta 6 yeni kitap edindik.Çizmeli Kedi Yayınları'na ait bu kitapların isimleri şöyle:

                    Dinozorun Beslenme Çantası-Jacqueline Wilson
                    Çikolata Canavarı-Jan Page
                    Geveze Goril-Margaret Mahy
                    Kahraman Babam-Stella Gurney
                    Abur Cubur Seven Ejderha-Malorie Blackman
                    Uzaylı Çocuk-Banu Özdemir

**** YA'nın poposunda kırmızı bir nokta şeklinde başlayıp,ertesinde çapı büyüyerek yanık benzeri su toplayan,hemen akabinde patlayarak yaraya dönüşen,peşisıra yara genişleyip para büyüklüğüne kadar erişerek kabuk bağlayan ve kuru bir döküntü haline gelinceye kadar süre giden ilginç bir cilt sorunu ile karşı karşıya kaldık.Doktora götürmemiz neticesinde mantar olabileceği teşhisi konuldu ve krem tedavisi uygulandı.Henüz iyileşme sağlanamadığı gibi hastalıklı bölgenin alanı genişledi.Salı günü uzman bir dermatologla görüşeceğiz.

*****Şu postta bahsini ettiğim canım arkadaşım "S" nin,Tuzla'da bir konser salonunda "Kocaeli Musiki Derneğince"gerçekleştirilen cemiyet konserine gittik.Ruhumuz musikiye doydu."S" nin solo performansı süperdi.Onunla bir kez daha gurur duydum.

******Bir akşam aklımıza nerden estiyse salonun ortasına şilte açarak yerde yatma fikri geldi ve uyguladık.YA&RU&ZE müthiş zevk aldı bu işten.Mütemadiyen akıllarına gelip "yerde yatalım mı? ne olurrrr"
taleplerinde bulunmaya başladılar.Bizde bunu hafta sonu ile sınırlamaya karar verdik.Şimdi her hafta sonu rutini haline gelen,cümbür cemaat yer yatağında yatma seremonilerimiz var.Bu keyfe TV karşısında patlamış mısır yeme zevki de eşlik edince O'nlardan mutlusu olmuyor.Sabah yatak yorgan toplama işi fazladan külfet eklesede omuzlarıma,yüzlerindeki gülümseme herşeye değiyor ne de olsa...

27 Aralık 2010 Pazartesi

Uzuuunca bir aranın ardından...


İşle ilgili olağandışı gelişmeler nedeniyle epeydir ihmal ettiğim bloğumuzu yavaş yavaş hayata döndürmenin zamanıdır artık.
Aslında hala çok yoğun,hatta ay sonu,yıl sonu olması sebebiyle ultra yoğun günler geçirsem de,bir şekilde,çok sevdiğim meşgalemi de daha fazla sekteye uğratmamak adına,kendimi zorlamaya karar verdim diyebilirim.

İşle ilgili gelişmelerden az biraz bahsetmek istiyorum öncelikle;
Artık o tadına doyulmaz sabah sefalarım yok maalesef.
Sabah 08:05 gibi çıkıyorum evden.08:15 gibi servise biniyor 08:25 gibi işyerinde oluyorum.Full yoğun bir mesainin ardından 17:30 da çıkıyorum,18:00 de evdeyim.Erken saatte evde olmak tabi işin iyi tarafı.
Bazen iş çıkışı büyük kuzuma sürpriz yapıp ben alıyorum okuldan.Sevinci görülmeye değer.Galoşlarımı takıp ansızın giriyorum sınıfa ve arkadan ellerimle kapatıp gözlerini,önce şaşkın sonra mutlu haline tanık oluyorum heyecanla.Hemen alıp gitmiyorum okuldan sınıfta arkadaşlarıyla beraber oyun oynuyoruz bir süre,hem arkadaşlarıyla ilişkisine şahit oluyor hemde hepsiyle ortak birşeyler yapıyor olmanın hazzını yaşıyoruz hep beraber.Sonra bazen ikimiz yürüyüş yaparak(Allahtan okul evimize 15 dk yürüme mesafesinde) bazende babamızın bizi gelip almasıyla evimizin yolunu tutuyoruz.

İşle ilgili ikinci detayda sorumluluğumun artmasıyla ilgili.Beraber çalıştığım arkadaşım proje değişikliği yapınca onun görevine ben getirildim.Ben şef o müdürdü dolayısıyla artık müdür olan ben olunca sorumluluklarımda arttı ve işe gireli 3 ay gibi kısa bir süre olduğundan(9 sene deneyimim olduğunu vurgulamak isterim)şirkete ve işe uyum süreciyle beraber epey yoğun ve yorucu oldu haliyle.
Neyse buna da alışıyor bu bünye,nelere alışmadı ki...

Çocuklarla ilgili gelişmeler ise;
Büyüyorlar işte,bazen dibine kadar,bazende hiç farkında olmadan yaş alıp gelişiyorlar.Diyaloglar şahane.Öyle replikler var ki bazen not edeyim de buraya da yazayım diyorum ama ihmal ediyor sonra da unutup gidiyorum.
Ama dün Yamaç'ın yolda yürürken ansızın,hiç alakasız bir şekilde sarfettiği bir cümle vardı ki hala kulağımda çınlıyor:
-"Anne keşke sen işe gitmesen,ben okula gitmesem,babam işe gitmese,kardeşlerim anneanneme gitmek zorunda kalmasalar,hep beraber evde otursak,hep beraber vakit geçirsek ne güzel olurdu dimi?"
-"Gerçekten böylemi düşünüyorsun oğlum?Daha mı mutlu olurdun bu şekilde" dedim.
-"Evet" dedi.
Yetmiyor,çocuklara bu kısıtlı vakit yetmiyor ne yazık ki.İstiyorlar ki her an yanlarında olalım,hep sarıp sarmalayalım ama olmuyor işte.Hayatın çarkı bu şekilde işliyor ve karşı koymak çoğu zaman imkansız.
Okulla ilgili sıkıntımız yok aslında,gayet keyifli ve uyumlu bir şekilde devam ediyoruz şükürler olsun.Hatta öyle ki hasta olup göndermediğimiz günlerde "ben okula gideceğim" diye tutturuyor çoğu kez.

Okul demişken;
Bu sabah veli toplantımız vardı,ama bu kez okulda değil semtimizin şık bir restaurantında 2 saat süren bir kahvaltı eşliğinde.Geç kalınmış ama şahane bir fikirdi,bu vesileyle teşekkür etmek isterim "Deniz Yıldızları Anaokulu"yetkililerinede.Oğlumun arkadaşlarının velilerini tanımak ve onlarla güzel sohbetler etmek ayrı bir keyif oldu benim için.Tabi sohbetimizin tek odağı vardı ÇOCUKLAR.Zaten anne olduktan sonra artık sohbetlerimizin ana teması hep onlar değil mi?
Yamaç'ın okul durumuyla ilgili zaten hep bilgi alıyordum öğretmenlerinden gerek yüzyüze ,gerek telefon yoluyla ama veli sıfatıyla katılıp topluluk önünde duymanın ayrı bir hazzı varmış,bunu da yaşamış oldum canım oğlumun sayesinde.İngilizce dersinde oldukça başarılıymış,hatta sınıfta en iyi,en meraklı,en ilgili öğrencilerinin Yamaç olduğunu söylemeleri çok mutlu etti beni.Halbuki evde kelime çalışırken sorduğum sorulara anlamsız cevaplar vermesi beni endişendiriyordu epeyce.Ama çocukların huyudur ya bu,üstüne düştükçe işi şaklabanlığa verir,ukalalık taslarlar.Akılları sıra "bana birşey öğretmeye çalışma sen giderken ben geliyordum" mu demeye çalışıyorlar acaba?
Daha neler göreceğiz bakalım...

Şimdilik bu kadar,ilk fırsatta kaldığımız yerden devam;)
Related Posts with Thumbnails