![]() |
| Kaynak:www.bengigencer.com |
Verdiğim ara yüzünden bloğa bir türlü yakınlaşamadığım günlerdeyim yine.Yazılacakların birikişine paralel,arası açılan yazılamayan günlerin uzayıp gidişi...
Neden böyle bilmiyorum,yazamadıkça buz gibi soğuyor iyice kaçınıyorum yazmaktan.PC den cüzzamlı imişçesine geri duruyor,açmaya bile imtina ediyorum sebebini çözemediğim bir biçimde.Sadece blogdan değil elbet;diğer sosyal ortamlardan da uzak duruyor,köşe kapmaca oynuyorum hepsiyle tek tek.Bir nevi PC diyetine giriyorum velhasıl...
İyi de oluyor esasen.Bir tür hastalık hali internet bağımlılığı;literatüre de girdi nitekim.Kimi gün sabah saatlerinde oturup uzunca süreler diğer işlerimi ihmal ederek neredeyse akşamı etmişliğim var mesela.Tiksinti uyandırıyor böylesi bağımlı olmak bedenimde.Bu nedenle hiç değilse kısa bir süreliğine soyutlanmak iyi de geliyor bünyeye.Detoks niyetine...
Sanal sosyalleşmeden daha hakiki ve harbi bulduğum eş dost ziyaretlerine,konu komşu kahvelerine, arkadaşlarla kahvaltılara,öğle yemeklerine vakit ayırmak gerekliliğine inanıyor,ziyadesiyle mutlu oluyorum böylesi toplaşmalardan.
Tam da böyle geçti işte yazamadığım bir hafta.
Geçtiğimiz perşembe RU ve ZE'yi babayla bırakıp YA'yı alarak kız kardeşime gittim İzmit'e.İki gün bir gece hasret giderdik Gülşahcığımla.Ben kardeşimle hasret giderirken,YA'da hasret kaldı kendi kardeşlerine ve mütemadiyen dile getirdi "anne ben kardeşlerimi özledim,evimize gitsek artık" diye.Ve her seferinde yeniden ayırdına varıyorum ki:
"Kardeşleri YA'nın hayatında gerçekten çok önemli bir yerde,tam da baş köşede"
Pazar günü yine YA ile birlikte günler öncesinden biletlerini temin ettiğimiz "Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar" adlı gösteriye gittik.Oyuncu Memet Ali ALABORA'nın anlatımı üstlendiği, Emir GAMSIZOĞLU'nun piyanoyla eşlik ettiği gösteride,çocuklara klasik müziği tanıtmak ve sevdirmek amaç edinilmişti.
Kulaklarımızın aşina olduğu eserleri,bu eserlerin sahiplerini,sanatkarların doğdukları ülkeleri ilgi çekici ve keyifli bir biçimde öğrenme ve ülkemizin yetiştirdiği minik ve genç sanatkarları dinleme fırsatı bulduğumuz interaktif gösteride çocuklar sahiden eğlenleci vakitler geçirdi.
Hatice ve oğlu Can ile birlikte katıldığımız gösteriden memnun bir biçimde ayrıldık.Üstelik blog dünyasından ve sanal ortamdan tanıdığımız diğer dostlarımıza rastlamakta ayrıca keyifliydi.
Pazartesi öğle üzeri ise blog arkadaşım güzeller güzeli İlknurcuğumla görüştük Pendik'de.Perşembe'den aramış cuma günü Pendik'de olacağını bu vesile ile görüşebileceğimizi dile getirmişti.Bende çok sevineceğimi fakat kız kardeşimde olduğumdan çok üzülerek cuma günü mümkün olmadığını ama pazartesi günü eğer kendisi de uygun olursa seve seve görüşmek isteyeceğimi söyledim.Pazartesi günü aradım ve 14:30 gibi buluşup öğle yemeği eşliğinde keyifli bir sohbet ve gün geçirdik İlknurumla.Oğlu Yağız'da yanındaydı.Öyle şeker,öyle güzel bir çocuk ki Yağız;tabir-i caizse ağzımın suları aktı karşısında.Annesi gibi çok güleryüzlü ve tatlı dilli.Pek sevdim pekk.Blogların böyle arkadaşlar hediye etmesi ne güzel.Bu işin en cazip yanlarından biri bu sanırım.
Dün de YA'nın bu yıl ilköğretime başlayacağı okulu,ikinci dönem ana sınıfına orda devam etmesi için kayıt işlerimleri ile ilgili bilgi almak amaçlı ziyaret ettim.Hem okula adapte olması hem de yeni arkadaşlar edinmesi için böylesini uygun bulduk ve YA'yı da bu konuyla ilgili bilgilendirdik.Gayet ılımlı karşıladığı duruma karşı ilk cümlesi "tamam ama Rohat'ta o okula gelsin" oldu.Yaramazlıkları tek başına yapamazdı ama dimi?
Okula girdiğimde kendimi sahiden de pek tuhaf hissettim.Minik oğlumun bu denli çabuk büyüyüp ilkokul sıralarında oturacak yaşa gelmiş olması melankolik hisler gark etti bende.Seneye o yolları bolca arşınlayacak olmak da azıcık korkuttu desem.Hele 2 sene sonra ikizlerin de dahil olacak olması....
Canımız sağ olsun,huzurumuz daim olsun da varsın mesaimiz bol olsun...

