Şakacı dondurmacıdan bahsetmiştim şu yazımda.Bu akşam yine ziyaretine gittik kendilerinin.İlk olarak YA bitirdi sonra da tek tek hepimizin elindeki dondurmalara sardı.Ben bitmek üzere olan dondurmamı almasına mani olmadım.Anne yüreği nasıl mani olsun ki??
Sonrasında bununla yetinmeyeceğini anlayınca "git tekrar al oğlum" dedim.Babası para verdi fakat tek başına gitmek istemedi.İki adım ötemizde idi dondurmacı,istedim ki kendi işini kendi halletsin.O ise "ama ben utanıyorum" diyerek kendi başına gitmeyi reddetti.
"Ama oğlum ekmek almaya gidiyorsun ya bazen,bu da öyle bir şey işte" desek de ikna olmadı bir türlü.
"Peki o halde almayacaksan evimize dönelim"dedik,onu da istemedi,huysuzlanmaya başladı.
"Ama sizde gelin yanımda,tek başıma utanıyorum"diye yineledi.
"Bende senin kadar küçükken,aynı senin gibi çekinirdim böyle durumlarda.Ama birgün kendimi topladım ve ben bunu yapabilirim dedim,sonunda dediğimi yaptım ve aslında çekinilecek hiçbirşeyin olmadığını gördüm.O günden sonra,hep kendi işimi kendim yaptım" diyerek bu durumun ona has birşey olmadığı mesajını vermeye çalıştım.
Dinledi ama işe yaramadı.
Nihayetinde,doğru mu yanlış mı yaptığımın o an ayırdına varamadan ısrarla yanında gitmedim ve babasının da gitmesine onay vermedim.En sonunda,YA epeyce üzülmüş olduğu halde eve döndük.Şu an bu denli diretmenin yanlış olduğu kanısına vardığımdan kendimi yiyip bitiriyorum ama faydasız.Kendi ayakları üstünde durabilmesini desteklemenin yolu,bu denli katı ve ısrarcı tutumla yaklaşmaktan geçmiyor elbet.Onun duygularını anlamalı ve küçük müdahalelerle bu durumun üstesinden gelmeli esasen.Şu koca kazık halimle ben bile bazı durumlarda tedirgin olabiliyorken,onun böyle hissetmesine içten içe kızmak,daha dışadönük olmadığı için neredeyse suçlamak,aşağılık bir duygu imişçesine bu halini küçük görmek,onu çaresizliğe terketmek, işe yaramadığı hissine kapılmasına sebep olmak nasıl bir çelişkidir.
Oysa ki duygularına hassasiyet göstermek değil midir aslolan...
Kapıldığı her duygu fırtınasında,görünmez bir kalkan oluşturarak,en müşfik halimizle,minimum hasarla üstesinden gelmesine yardımcı olmak;
Onun bir insan olduğu ve diğer tüm insanlar gibi zaaflarının,kaygılarının, çekincelerinin, korkularının, başarısızlıklarının, pişmanlıklarının olacağı gerçeğini gözardı etmemek;
Daha dışadönük,kolay iletişim kuran çocuklar ile mukayese etmeden,"neden benim çocuğum böyle çekingen" diye dertlenmeden, her çocuğun farklı kişilik özelliklerine sahip birer birey olduğunun ayırdına varmak;
Ömrü boyunca birçok duygu durumuna maruz kalacağını,başarısızlıklarının,korkularının, hayal kırıklıklarının, endişelerinin,gelgitlerinin.... olacağını,buna mukabil anne ve babasının ne olursa olsun,her koşulda yanında ve yakınında olacaklarını,sevgilerinin her daim baki kalacağını,yardıma gereksinim duyduğunda hiç tereddüt etmeden seve seve yanında olacaklarını bilmesini sağlamak;
vs.vs.vs....
Onu anladığımı ve bu hissettiklerinin normal duygular olduğunu,onunla birlikte gidebileceğimi fakat isteğini kendisinin dile getirmesi gerektiğini söyleyip,ona eşlik etmek en doğru olanıydı ama ben yanlışı tercih edip oğlumun keyifli giden akşamını hayal kırıklığıyla noktalamasına sebep oldum.Özgüven sahibi olmasına destek vermek yerine,anlayıştan yoksun,despot,katır gibi inatçı,duygusuz,duyarsız bir hödük gibi davrandım.
Aferin bana...
Annelik öğrenilmiyor yazıkki,
Annelik,onu besleyip,ihtiyaçlarını gidermek,eğitimine,temizliğine,giyimine ehemmiyet vermekle bitmiyor.En kolay kısmı bu bilakis...
Asıl iş bundan sonra başlıyor,
O'nu ruhsal ve bedensel yönden sağlıklı bir birey haline getirebilme noktasında yükümüz ağır esasen.
Ayakları üzerinde duran,dahası sağlam basan,hümanist,erdemli,adil, merhametli,dürüst, duygularını rahatlıkla ifade eden,yaratılmış herşeyi seven ve saygı gösteren,manevi duygularını kaybetmemiş,kısacası insan olmayı becerebilmiş bireyler yetiştirebilmek önemli olan.
Bunu sağlayabilmek için, kriz anlarında yahut her ihtiyaç hissedildiğinde,imdat freni misali engin sağduyumuz girmeli devreye ve en nahoş anların bile üstesinden,incitmeden,yaralamadan rahatlıkla gelebilmeli...
Be hey aymaz;
Bilmez misin ki,
KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİN BİR ŞEYİ BAŞKASINA YAPMAMALISIN...









