can sıkıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can sıkıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Gerim Gerim Gerilim...

Bazen herşey insanın üstüne üstüne gelir ya hani...
Tüm olumsuzlukları da çekersin yanı sıra,yetmiyormuş gibi...
Ne cıvıldaşan kuşlar çeker ilgini;bilakis onların keyfine dellenirsin içten içe,
Ne gününü aydınlatan pırıl pırıl güneş,pamukvari bulutlar...
Ne de yaşama sevincin çocuklar...
Yataktan kalkmak zulümdür böylesi anlarda...
Yüz yıkamak zulüm,
Aynadaki aksinle karşılaşmak ve dahi karşılaştığın senle selamlaşmak...
Kahvaltı mı hazırlanacak? pöffff...
Ortalık mı toplanacak? ıyhhhh...
Yapmadıkça batar,battıkça gerer,gerdikçe huysuzluğun zirve yapar...
Acısı garibim çocuklardan çıkar,
Kaşının altında niye gözün var? hırrrrrr...
Bir de 10 gün arayla ikinci kez nükseden yüksek ateş ve kusma semptomlu hasta bir kızın varsa evde,
Buyur burdan yak...
Yedirmeye çalış,kusmuk temizle,duş aldır,ateş düşürmeye çabala,keyfi kaçan diğer veletlerin gönlünü al...
Kaynatmaya koyduğun taze sütü taşırmamak için mütemadiyen mutfağa taşın,varolan sinir harbin yetmezmiş gibi "aman taşmasın" gerginliği edin,bunca gerginliğin üstüne taşan sütün bulaşığını temizle :(

pöfffffff....

Böyleyim birkaç gündür,
Havadan mı? Sudan mı? Hormonlardan mı? Uzayda ters giden bir şey var da ondan mı?!!!
Ayhhhh çekin gidin üstümden ayolll...

9 Mayıs 2012 Çarşamba

:(

Hayat böyle kardeş;

Bir tatlı,bir acı...

Bir mutluluk,bir hüzün...

Bir var,bir yok...

Sen hep iyi ol da,gerisini en iyi Allah kararlıyor zaten...

Seviyoruz seni
Biliyorsun...

























Anneler günün kutlu olsun...

-----------------------------------------------------------------------------
Teyzeye Not:

Resmi senin için Yamaç yaptı.O'na durumu anlattığımda, güzel bir resmin seni mutlu edeceğini düşündü ve hemen bunu yapmaya koyuldu.Resimdekiler sırasıyla:

1. RU
2. YA
3. Hacer
4. Teyze(malum)
5. ZE
6. Baba
7. Anne
8. Selçuk abi (teyzemizin eşi)

*Güzel ve güneşli bir günde hepimiz bir aradayız(anane,dede ve dayı sanırım dışarı çıkmış!!!) Evin etrafında toplanmışız.Evin hemen yanıbaşından -teyzemiz Galatasaraylı olduğundan- sarı kırmızı bir otomobil geçiyor.Onun devamında ise deniz var ve biri hoooppp diye!!! denize atlamış;buna mukabil bir dalga oluşmuş..Teyzemizin elinde, mutlu olsun diye alınmış çiçekler var ve hepimiz deniz manzarası eşliğinde keyif yapıyoruz.

*Teyzeye sevgi mesajını da artık iyiden iyiye okumayı ve yazmayı öğrenen YA, kendi çabalarıyla yazdı elbette...Kendi kendine okumayı ve yazmayı öğrenen oğlumun azmine ve hevesine hayran olmamak elde değil...

10 Ekim 2011 Pazartesi

Sonbahara Serzeniş...

Sev-mi-yo-rum...

Evet sahiden sevemiyorum bu mevsimi.

Bir kere gözümü açar açmaz,karanlık ve kasvetli bir hava karşılıyor beni.Daha güne başlarken içimi bir karamsarlık,hüzün ve can sıkıntısı kaplıyor.Ne yataktan çıkasım geliyor,ne kahvaltı hazırlayasım,ne çocukların ihtiyaçlarını gideresim ne de herhangi bir iş yapasım.

Bu havaya yakışan tek bir şey var zannımca:UYUMAK

Sımsıcak battaniyeye sarılıp,yataktan çıkmadan saatlerce uyumak.Çocukları okula gönderdikten sonra tabi...

Belki sonrasında,içimden gelirde yataktan kalkmaya mecalim olursa,battaniyemi omuzlarıma alıp kendime bir kahve hazırlayarak,camın kenarına geçip kitap okumak tek ilgi çeken ve yakışan eylem olur bu kasvetli havaya... 

Kitaba mola verince,1 ay önce Sihirli Günce'den esinlenerek başlamış olduğum örgü battaniyeyi (Ayrıca bir post yayınlayacağım bu battaniyeyle ilgili) örmek,dağıtabilir içimdeki mevsimin getirdiği tüm negatif hisleri...

Söz konusu battaniye...

Öyle keyifli ki bu battaniyeyi örmek;sahiden de kafamda beni üzen yoran ne varsa, bununla meşgul iken hepsinin üstü örtülüveriyor bir anda.Elimden bırakana dek rafa kaldırılıyor tarafımca...

Bu mevsime duyduğum nahoş hislere sebebiyet veren en önemli bir diğer konuda:
Giysi mübadelesi...
Yazlıkları dertop et,kaldır;baharlık,kışlıkları gün yüzüne çıkart.

Efil efil,yerden tasarruf sağlayan,yıkaması,kurutması,ütülemesi kolay hacmi küçük parçaların yerini,kat kat,hantal,dolaplara sığmayan her detayı ayrı işkence giysilerin alması da içimi ayrıca daraltmaya yetiyor.

Çocukları kat kat giydir;acaba üşür mü,terletir mi? diye endişe et;ev de kaloriferleri yakmaya başla;terliksiz,ayakkabısız gezinme;gece üstleri açık mı diye defalarca kez uyan kontrol et vs vs vs...

Hastlalıklardan hiç söz etmeyeyim bile...

Nesinden keyfe geleyim ki ben şimdi bu mevsimin?

Yazmak bile gelmiyor içimden sırf bu haletten sebep...

Velhasıl sevmiyorum işte sevemiyorum...

22 Şubat 2011 Salı

İç Daralması...

Canım sıkılıyor,
Hayat apar topar,ne idüğü belli olmadan,gözünü açtırmadan gelip geçiyor ve payıma yorgunluktan başka birşey düşmüyor maalesef.
Hep bir koşturma hali,hep bişeylere yetişme çabası,hep bişeyleri yerine getirme gayreti lakin ucundan köşesinden yakalamaktan ziyade elden bişey gelmeyişi.
Ne yazık...
İnsanoğlu nasıl yaşlanırmış öğreniyorum süratli şekilde...
O denli farkında olmaksızın geçiyor ki zaman,saat kaç?,ayın kaçı?,günlerden ne? bihaberim.
Yorgunluk,yoğunluk ve yılgınlıkta eklenince üstüne yaşlanmak,yaş almak değilde fiziken çökmek anlamını daha çok karşılıyor benim nazarımda...
Şükür diyorum hep halime,binlerce şükür,
Bombalar atılırken şehrin orta yerlerine,çocuklar,masum insanlar,kirli menfaatler uğruna katledilirken, yurtlarından olurken,yaşamları haince gasp edilirken.benim anlık sıkıntılarım olsa olsa şımarıklık addedilebilir biliyorum...

Rabbim ıslah etsin,kalbi nasır bağlamış,hırslarının kurbanı olmuş,manevi duygularını yitirmiş,sevgiden yoksun milletleri....
Ve Rabbim korusun böyle milletlerin gazabından tüm insanoğlunu...

2 Aralık 2010 Perşembe

Maalesef istemeden oldu:(

Bu akşam yine enerjileri tavan yaptı bizim veletlerin.Karı koca ikimizde stresten ve gerginlikten gerim gerim gerilmekteyiz.Bolca bağırıp çağırdık maalesef istemeyerekte olsa.Ama insan kendini frenleyemiyor bazı anlarda.Her ağızdan bir ses çıkınca ve üstüne birde bolca hoplayıp zıplama eşlik edince,bütün gün yorulan beden ve beynimiz infilak ediyor bir yerde.
Yamaç, tüm gün okulda onca yorulmuş olmasına karşın,eve gelince nasıl oluyorda bu denli enerjik olabiliyor aklım almış değil.Çocuklarda uyku ve yorgunluk hali enerjiyi tetikliyor diye bir kanıya vardım ben artık.Akşam eve gelirken arabada uyumak üzereydi halbuki,ama eve gelince birden son derece dinamik ve aktif bir moda bürünüverdi.Ne oluyor ki anlamıyorum...
Tüm akşam koştu,hopladı,zıpladı,ağladı,zırladı ve beni zorla çileden çıkardı .
ve maalesef ki sonunda hiç tasvip etmediğim şeyi yaptırmak için tüm gücüyle uğraştı...
Yaptım mı?
Evet itiraf ediyorum maalesef ona bir tokat attım...Ve çok pişmanım....
İçime giren şeytana yenildim,çok üzgünüm...
Ne olurdu o kadar ağlayıp beni çileden çıkarmasaydın be oğlum...
Ne yapacağım şimdi içimi kemiren bu azapla...

Biri bana yardım etsin...
Related Posts with Thumbnails