Yılın son günü epey hararetli geçti.Akşama değin 3 çocukla evde yalnızdım.Bir kere daha anladım ki çocuklarla faaliyet işi ciddi sabır gerektiriyor.Pullarla,simlerle,yapıştırıcılarla uğraşmak ve onların pisliğinin tüm eve yayılıyor oluşuna tahammül etmek çelik gibi sinirlere sahip olmayı şart kılıyor.
Akşam için programımız vardı.Yeni yılı maaile,İzmit'te oturan kız kardeşim Gülşah'ta karşılayacaktık.Fakat işgüzar kocamın işlerinin akşam 20:00 gibi bitip ancak o saatten sonra evde oluşu,hem beni fazlasıyla gerdi hem de planımızın aksamasına neden oldu.
Neydi efenim:
"Her işte bir hayır vardır,buna da şükür" demeli;bu ilk dileğimizdi değil mi? :)
Annemler önden gitmişlerdi.Bizde erkek kardeşim ve eşini alıp koyulduk yola.Kızgındım çok fena Neco'ya.O nedenle yol boyu başım camdan dışarı bakar durumda sus pus bitirdim seyri.
Vardığımızda 21:00 e geliyordu saat.Millet aç bilaç bizi bekliyordu.Yılbaşı yemeğimizin saati epey şaşmıştı ama Allahtan devamı pek keyifli geçti.Sohbet,muhabbet,enfes yiyecekler eşliğinde yılın son saatlerini tamamladık.Bu ve bundan sonraki yıllarda da Allah ağızlarımızın tadını hiç bozmasın inşallah.Hep böyle beraber ve neşe içinde geçsin günlerimiz dilerim.
Ertesi gün içinde Kartepe planımız vardı.Çocukların "anne kar neden yağmıyor?" diye üzgün ve süzgün bekleyişlerine tabiat ana naz yapınca bizde "kar bize gelmezse biz kara gideriz" diyerek çocukların kar hasretine son verdik.
Enfes,harikulade ve süpper bir gündü.Hem çocuklar,hem biz müthiş eğlendik.Meğer karı ne de çok özlemişiz.Kızak kaydık,yattık yuvarlandık,üşüdük,titredik ama iyi ki de gittik dedik...
Biz susalım fotolar konuşsun o halde...
Aşk dağ başında da olsa yaşanmalı değil mi?
YA bir ara uyarılarıma rağmen eldivenleri ellerinden çıkarmak istedi.Sonra da ağlayarak yanıma geldi.Soğuk öyle üşütmüştü ki ellerini acıdan ağlıyordu bu nedenle.Bende kaptığım gibi aşağıdaki kafe de aldık soluğu.
Kapıdan girer girmez yüzümüze vuran sıcakla mest olduk.Koskoca bir soba salonun ortasında gürül gürül yanıyordu.İçerisi harikaydı.YA'da bende rahat bir nefes aldık ve hemen geçtik sobanın başına...
Peşimizden diğerleri de geldi.Soba başı kapmaca oynadık:)
ufak ufak kendine gelmeler...
Onca yorgunluğun üstüne acıkmıştık haliyle.Dışarıda ki buz gibi havanın ardından sıcacık ortama en çok yakışan "sucuk ekmek" ti elbet.Pek de iyi gitti...
RU'nun deyimiyle "burda kahvaltı yapmak pek keyifli" idi...
O soğuğun üstüne soba arkasından ayrılmayan kuzular...
Dağda aşk :)
Üşüyen bedenleri soba başında ısıtmaca...
ZE müziğin ritmine kaptırmış kendi halinde dans ediyor...
Kardeş aşkı başkadır...
Dayı yeğen aşkı...
İlk göz ağrım,mahsun bakışlım...
Havanı sevsinler ZE hanım...
Anne ve oğulları...
ee gelin&görümce de yan yana yakışır hani...
ZE hanım ve romantik kar manzarası...
Övünmek gibi olmasın,bere ve atkısı benim elimden çıkma :)
Dönüş yolunda,onca yorgunluğun üstüne bundan gayrısı yapılmazdı artık...
Ve babaya teşekkür :)







