8 Ekim 2012 Pazartesi

Otuz beş...

Sözüm ona yolun yarısına erişmiş doğum günü çocuğuna...



35 değil 25 im ben bir kere ;)

29 Eylül 2012 Cumartesi

Gecikmiş tatil notları...

Yazın gelişi, hemen hemen tüm blog ve blogerlarda olduğu gibi bende de yazma kısırlığına sebep oldu.Ne giriyorsa bu bünyeye, el klavyeye gitmiyor dahası  düşüncesi bile üşendiriyor insanı.Bir yandan "yaa şunları da yazmalıyım,bunları atlamamalıyım,şunu mutlaka not etmeliyim"diye plan yaparken, öte yandan yazma işi gözde büyüdükçe büyüyor,yazamadıkça da kendine dert edinip gerilmeye sebep olan çelişik bir hal alıyor bu iş.
Velhasıl, gelince yaz ayları gevşiyor Gönül'ün yayları :)
Neler oldu bu yaz kısaca bir özet geçeyim.
Bol bol bahçede,parkta,gezmede vakit geçirildi.
Temmuzun son haftası ansızın gelen bir iş teklifiyle tekrar sahalara dönüş yaptım.Ramazan ayıydı ve ben keyifli bir ramazan geçiriyorken bir anda gergin iş ortamının içinde buluverdim kendimi.Tatil planlarımızında suya düşmüş olması çok üzdü hepimizi.Ters bir zamanlamaydı belki ama iyi de geliyordu bir yandan bana.İşe girdikten birkaç gün sonra tatil ile ilgili programımızı anlattım yöneticime ve "sorun yok,gidebilirsin" demesiyle keyfimiz yerine geldi.
Bayramın ikinci günü hazırladık valizlerimizi,yükledik tablete yolluk niyetine çizgi filmleri, atladık arabamıza ve üç çocukla ilk tatil deneyimimizi yaşamak üzere Kemer'e doğru yola çıktık.Oldukça keyifli bir yolculuk oldu.Aracımızın elverişli durumu sayesinde çocuklar için salon salomanje bir yatak hazırladık; kah gerine gerine yatarak kah çizgi film izleyerek tamamladılar onca uzun yolu.

Göynük'te yol kenarında bulduğumuz salaş bir köy kahvaltısı mekanı..

Tahmin ve endişelerimizin aksine şahane bir 6 gün geçirdik.Çocuklar bizi hiç ama hiç üzmediler.Hep imrendiğimiz yabancı aileler ve çocukları gibi birbirimizden bağımsız, son derece relaks ve her birimiz için çok eğlenceli geçti tatil.Çocuklar ne istedilerse yaptılar,bende hemen hemen hiç müdahale etmedim.Daha gitmeden söz vermiştim onlara ve kendime "ne yaparlarsa yapsınlar,ne isterlerse, ne zaman isterlerse, ne kadar isterlerse öyle olsun,hiç olmadıkları kadar özgür ve rahat olsunlar,canları ne isterse o olsun" diye ve sözümü de tuttum çoğunlukla.Yola çıkarken aldığımız atıştırmalık arasında cips vardı mesela sırf onlar için;)  Otelde de dilediklerini yiyip içtiler(kola ve hatta nescafe bile).Kendi yiyeceklerini kendileri seçtiler, sıraya girip kendileri aldılar...









:)

Suyu çok sevdikleri için tüm gün havuzda ve denizde idiler.Havuzu daha fazla tercih ettiler.Ya artık yüzmeyi öğrendiği için özgürce yüzdü kendi kendine.Paletle yüzmenin rahat ve seriliğini farkettiğinden ayaklarından çıkarmadı hiç.Öyle ki kaydırağın merdivelerinden bile ciddi efor sarfederek paletle çıktı.
Akşamları, otelin son derece profesyonel animatörleri sayesinde çok eğlenceli vakit geçirdi çocuklar.Mini club ın vazgeçilmez üyeleri oldular.
RU her zamanki rahatlığı ve sosyalliği sayesinde bir sürü arkadaş edindi kendine.Bizden bağımsız sürekli kendinden yaşça büyük olan arkadaşlarının peşinden gezindi durdu.Arada yanımıza elinde(arkadaşlarının aldığı) dondurmayla gelip  rapor verdikten sonra yanlarına döndü tekrar.Kimi zaman langırt başında,kimi zaman kovalamaca oynarken,kimi zaman havuzda su savaşı yaparken  gördük onları.Eğlendiği her halinden belliydi.

RU'nun her fırsatta peşinden koşturarak "çıplak ayaklı bebiş" ismini takıp pek sevdiği Rus kızını sıkıştırışı...




Her şartta,her mekanda uyunur...




ZE ise tüm otelin gözdesiydi.İyiden iyiye uzayan kıvır kıvır saçları sayesinde tüm dikkatleri üzerinde topladı.Hele animatör bir abisi peşini hiç bırakmadı ZE'nin.Bizim kız pek yüz vermedi kimselere,ağır ve mağrur gülümsemekle yetindi sadece :)
Çok güzel dostlar edindik birde.Ankara'dan bir çift ile bolca vakit geçirdik,güzel sohbetler ettik.Son iki günse iki aile daha dahil olunca aramıza eve dönmek çok zor oldu  hepimiz için.İlk biz ayrıldık bu gruptan ve arkamızdan su dökerek uğurlamadıkları kaldı bir tek :)
Bu tatil bize çocukların artık büyüdüklerini kanıtlayan önemli bir gösterge oldu;ve aslında O'nları çokca sınırlamayınca aslında ne de uyumlu ve sakin olduklarını gösterdi bir kez daha.Keşke hep böyle rahat bir ebeveynlik sergileyebilsek ama olmuyor işte.Tatil bitince büyü bozuldu ve tekrar döndük özümüze :(
Bunca keyifli 6 gün sonunda üstelik gecenin 2 sinde eve dönüp sabah 6 da iş için kalkmak kabustan öte idi benim için.Üstelik havanın kasvetli durumu,bir de üstüne öğleden sonra genel müdürle yapılacak toplantıya iştirak edecek olmak, tatil modundan sıyrılma konusunda ŞOK etkisi yarattı bende.Günü nasıl tamamladım bende bilmiyorum..
Şimdi sırada YA'nın okul meselesi vardı...

27 Eylül 2012 Perşembe

Sonsuzdan biraz az...

Akşam üstü YA ile aramızda geçen, benim için son derece kıymetli diyalog:

-Annecim seni çok seviyorum.
-oooo çok sevindim bunu duyduğuma,bende seni çok seviyorum oğlum;hem de canımdan çok,
-Sonsuzdan 45 çıkarsa kaç kalır anne?
-hımmm,sonsuz-45 kalır herhalde (abuk bir cevap olduğunun farkındayım)
-Neden sordun?
-Ben seni o kadar seviyorum işte.Sonsuz Allah'a olan sevgim,-45 de sana olan sevgim;yani Allah'tan biraz az,
- :) :) :) Yaradana bin şükür...

17 Eylül 2012 Pazartesi

Tık tık tık...

Şişşşttttt YARUZE'nin annesi,orda mısın?
Oralardaysan bir ses ver..Arada bir cee-ee de git..
Ne çok şey var anlatman gereken oysa,biriktirme bu kadar..
Çocuklar ne alemde?Tatil nasıl geçti?İş güç nasıl gidiyor?YA okula başladı,gelişmelerden bahset hele...
İş hayatı çekti mi seni girdabın içine?
Soyutlandın mı hayatın genelinden?
Yorgunluktan sızıp kalıyor musun yoksa?
Ya da heves mi bırakmadı bu tempo sende?
Ama ihmal etme buraları,öksüz bırakma..
Es ver arada,mola ver bu durakta;hem bak iyi gelecek sana da..
Hadi dön yuvana,anlat hele ne var ne yok sizin oralarda?
Bekliyorum ben seni vefayla,özlemle,sabırla...

                                                                   Hasretle yuvaya dönmeni bekleyen blogcuğun...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Tempo,Tempo...

Cık...
Yazmak gelmiyor içimden;
İçimi boşver,fırsat bulabiliyor muyum ki???
Girdim bir sarmalın içine, dönendikçe ışığı görmek yerine kaosun merkezine yerleşiyorum iyiden iyiye...
Yoğunum yine;deli gibi hemde,
Başımı kaşıyacağım da, başım nerde onu bile unuttum desem...
Gece, gündüz karıştı yine birbirine...
Ramazan,işe yeni başlamanın getirdiği stres,yoğunluk ve huzursuzluk ortamı,sıcakların verdiği ekstra bunaltı,gece yarısı eve dönüşler...vs vs vs...
Ev desen darmaduman,düzen müzen hak getire..
Bir de üstüne çocukların tekrarlanan hastalığıda eklenince çık çıkabilirsen işin içinden.
Tamam dağına göre kar veriyor da;
Limit artırımı talebimde olmadı ki bugünlerde...
Şükür şükür,bin şükür...
Ne kaldı şunun şurasında tatile :)
Ver elini deniz,kum,güneş stres mi kalır geride...
Bir ses vereyim dedim,uğramaya çalışırım yine...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Not: Bu arada 3 gün önce koskoca 10 yılı doldurmuşuz da caaaanım Neco'mla, gözümüz görmemiş bile birbirimizi :(  Böyle mi olacaktı 10.cu yıl karşılamamız..Vah bizeee...
.
Sevgimiz daim olsun,hep böyle omuz omuza olalım da gerisi gereksiz telaşe dimi blogcum :)

26 Temmuz 2012 Perşembe

Mesai Başlıyor...

Yine yeni bir başlangıç,
Yine yeni handikaplar,
Yine yeni deli tempo,
Yine yeni kalp çarpıntıları,

Ve herşeyin hayırlısı...

19 Temmuz 2012 Perşembe

Buz Devri 4 İçin Salon Kapattık :)

Temmuz ayı başından beri çocukların üçüde evde.YA zaten tatilde idi;RU ve ZE'de dinlensin,abileriyle vakit geçirsin,yazın keyfini sürsün diye göndermemeyi uygun bulduk temmuz ayı boyunca okula.Dolayısıyla yaklaşık 20 gündür mesaim epey ağır.Üç çocukla günü salimen akşam etmek kolay olmadığı gibi ciddi efor gerektiriyor lakin yazın şükür ki bahçe var ve evi ufak çapta dertop edip bahçede alabiliyoruz soluğu.Akşama dek bıkmadan usanmadan saatler geçirebiliyorlar dışarda.Akıl alır gibi değil...Bıraksam kahvaltıyla akşamı edecekler;bir iki sesleniyorum yemek için, baktım mızmızlanıylorlar,kah tepsiye hazırlayıp indiriyorum bahçedeki bir ağacın altına,kah zoraki giriyorlar eve yahut bırakıyorum kendi hallerine açbilaç,sersefil halde dolanıyorlar öylece...Bir tek RU çok düşkün değil dışarda vakit geçirmeye,evde kalmayı tercih ediyor her nedense.Kısa aralıklarla çıkıp dönüyor tekrar eve.Dönüşte banyo seansları başlıyor bu kez.Bazen üçü birden istila ediyorlar banyoyu;kendilerinden geçerek,banyoyu derbeder ederek,keyif çığlıkları eşliğinde; bazen tek tek ben ilgileniyorum hepsiyle elimdeki son enerji kırıntılarını tüketerek..
Neyse ki duşun ardından hemencecik uyuyuveriyorlar da derin bir ohhh çekebiliyorum bende...

Bir de bu aralar-sanırım yine bir salgın nedeniyle- bol ateşli günler geçirdik hem de havanın böylesi bunaltıcı hallerinde.ZE, 15 gün kadar önce 40,8 lere varan ve günlerce düşmeyen ateşle mücadele etti.Yemedi içmedi,bilakis zorla yediği iki lokmayı da anında çıkardı.Boğaz enfeksiyonu dendi ve ancak antibiyotikle önüne geçilebilindi.Tam atlattı derken daha 1 hafta geçmişti ki ZE'nin annemde olduğu birgün annemin telefonuyla ZE'nin tekrar ateşlendiğini öğrendik.Morallerimiz yerle bir oldu haliyle.Derhal hastaneye götürdü Neco ve bu kez de idrar yolları enfeksiyonu teşhisiyle dönüldü eve.Neyse ki bu sefer daha kısa sürdü hastalık fakat nöbeti YA aldı bu kez.Havuz dönüşü ateşlendi ve boylu boyunca halsiz bitap uzandı yavrucak.Şükür ki O daha çabuk atlattı kardeşine nazaran.Ertesi güne pek bir şeyi kalmadı bir gece önceki halinden.Sıra da RU'nun olmamasını ümit ediyorum şimdi...

Böylesi yoğun ve yorucu günler geçiriyor,ara sıra gerilip delleniyor fakat yine de huzurumun beni terketmediğine şükrediyorum.Artık daha kolay başedebiliyorum herşeyle.Çocuklarla,evin işleriyle,hastalık halleriyle,ve sair  gereksinimlerle...
Ve hatta bazen boyumu aşan işleri göze alıp atılıveriyorum önüne.Dün de böylesi bir iş yüküyle akşamı edip,üstümde tonlarca yük  taşımışcasına yorgun ve bitap idim işte.Elimi, kolumu ve hatta parmağımı kaldıracak takatim yoktu fakat yine de çocuklara söz verdiğimiz için bir gayret hazırlanıp atıverdik kendimizi dışarı  benimde merakla beklediğim "ICE AGE 4" ü izlemek üzere.20:15 seansını kaçırdığımız için 21:30 seansına alabildik biletleri.Önümüzdeki bir saati de bunca yorgunluğa rağmen, gezinti yaparak ve şakacı dondurmacı ziyaretiyle tamamlayıp,çocukların uyumamasını dileyerek döndük salona.

"Buz devri" serileri benimde çok severek izlediğim çok eğlenceli bir yapım.Başından sonuna dek keyifle ve ilgiyle izliyor,konusunu,anlatımını ve tekniğini çok beğeniyorum.Neyseki çocuklarda ara ara esneyerek sinyal verselerde uyuklamadan, ilgiyle izlediler filmi ve mutlu mesut ayrıldık salondan.

Film için salon kapattık desek yeriydi ayrıca :) 

Related Posts with Thumbnails