Tam da yarın 4.cü yılını dolduracağım 3 çocuklu yaşamımda ne denli zorlu aşamalardan geçtiğimi bir ben bilirim bir de Allah.Tek çocuk büyütüp "biz bir taneyle başedemiyoruz valla sana bravo" diyenler de anlıyor ahvalimden az biraz.Zordu, hem de pek çok zordu;dahası içinde bulunduğum halin bekası beni hepten ürpertiyor en derin depresyonların birinden çıkarıp diğerine sokuyordu.
Gaz sancılarının aman dinlemez çilesinden başlayıp,ağır emzirme,besleme,temizlik,uyku rutinleri;üç çocukla dışarı çıkmak isteyip daha çanta hazırlığında yorulup usanarak süregiden bezginlikler;eline koluna prangalar vurulmuş hissine sebep olan sorumluluk ve bağlayıcılık duygusu;ikiz bebek büyütmenin meşakkati;yanı sıra hali hazırda bebeklikten yeni çıkmış 2,5 yaşlarını süren küçük abinin ihmale uğramaması için verilen yıpratıcı mücadele-ki bu benim için sahiden en zoruydu-;çocuklar büyüdükçe sorunlarında ona paralel ilerlemesinin getirdiği güçlükler;hengamesi bol günler, geceler;aralarındaki gerginlikleri bertaraf etmek için sarfedilen deli tempo; psikolojik buhranların hayatımızın geneline yayılmış ağır etkisi vs vs vs...
Bu süreç içerisinde ailemden büyük destek gördüm;hala da imdat frenim olmaya devam ediyorlar.Eksikliklerini hiç göstermesin dilerim Allah.Fakat ne olursa olsun bu sorumluluğu layıkıyla kaldırmakla mükellef olan bir tek baş kahraman vardı;o da "Anne" karakteri, yani "ben";ve bu sorumluluk duygusu öylesine çörekleniyordu ki bedenime, altında ezilip lime lime olmaktan kurtaramıyordum kendimi sıklıkla...
Keşke ile başlayıp,gözyaşlarının eşlik ettiği nice isyan dolu cümleler kurarak kendime bolca sövdüğüm bu histerik süreç çok şükür ki artık geride kaldı;şimdi yerini, o hastalıklı düşüncelerin sahibine fazlaca bonkor ve affedici davrandığı kanaatine vardığım eşsiz nizam sahibi Yaradana hamd dolu,şükran dolu,minnet dolu günler aldı.Öylesine kararlıyor ki Mevla'm; eksiğin,kusurun,ihtiyacın,menfaatine olan ne varsa önüne sunuyor da sen- daha iyi bilirmişsin gibi- sunduklarını şer addedip isyan ediyor;gözlerini kör,kulaklarını sağır,kalbini mühürlü, zihnini bulanık tutup yüz çeviriyorsun tüm bu lütuflara...Ama O öyle bir kudret ki; sen yüzünü çevirsen de,asla kayıtsız kalmıyor senin gibi günahkara...
Şimdi bakıyorum da,ne büyük lütufmuş bana sundukları.Oğluma bir hem cins,bir de sevgi dolu kız kardeş göndererek O'na verip verebileceğim en iyi imkanı sunmuş altın tabakla.Hiçbir oyuncak,hiçbir etkinlik,hiçbir maddi olanak bu denli zenginleştiremezmiş O'nun hayatını.Ben ve babası bile...
Asabi,pimpirikli,tahammülsüz,tezcanlı,maymun iştahlı,sağduyu yoksunu,dediğim dedik beni, öyle güzel hizaya soktu ki sonradan aramıza katılan bu iki velet,törpüledi sanki tüm sivriliklerimi,çapaklarımı,kusurlarımı...Tek çocuğu bile layıkıyla büyüteceğime kanaat getiremezken, üç çocukla sınadı,otadı,onardı bütün arızalarımı.Daha az özürlü oldum bir çok konuda sayelerinde.Terbiye ettiler nefsimi bir şekilde...
Şimdi herşey daha bir yolunda bin şükür.Abileri kardeşsiz,kardeşler birbirlerinden habersiz yaşayamaz hale geldiler.Biz de O'nlarsız tabi...Eskiden, en azından birini anneme yollasam da azıcık nefes alsam derken, şimdi o eksiği uzuvlarımdan eksilmiş görüp canımın acıdığını hissediyorum.YA kardeşleri olmadan hiçbir plana dahil olmak istemiyor.Misal; YA'yı alıp kız kardeşime gitme programımı kendisine söylediğimde "kardeşlerim ne olacak?" diye sordu ilkin.Ben "Onlar babanla kalırlar bir gün " dediğimde: "Hayır,ya Onlar da gelsin,ya da gitmeyelim" cevabını vermesi aralarındaki bağın ne denli güçlü olduğunun en güzel örneği...
Üç kardeşin beraberken attığı neşe dolu kahkahalara şahit olmak, dünyada yaşayacağım en eşsiz mutluluk anları nazarımda.
Bu aralar anneye her konuda yardımcı olmaya başladılar ki,bu da benim için ayrı bir keyif sebebi.Misal;masa hazırlanırken yardım için yanımda bitivermeleri,her işlerini kendileri görmeye çabalamaları,beni iş yaparken gördüklerinde üzülüp işin ucundan tutmaya çalışmaları...
Anne-baba olarak bizi en çok sevindiren gelişmelerden biri şu ki;
Artık gece çocukları uyutma,masal okuma işini evin abisine devretmiş bulunmaktayız.Okumayı öğrenen YA bir gece ansızın "kardeşlerimi bu gece ben uyutabilir miyim anne?" talebinde bulundu."Hadi bakalım,uyut" dedik.Önce kıkırdaşmalar,gülüşmeler peşisıra abinin direktifiyle gelen sessizlik,ardından YA'nın ağır tempoda okuduğu hikaye ve 10 dakika sonra zafer kazanmış komutan edasında yanımıza geldi YA."Uyudular" dedi gülümseyerek.Biz de keyiften dört köşe birbirimize bakındık Neco'yla.Şimdi her gece bu şekilde devam ediyor uyku rutinimiz.Onlar mutlu,biz Onlardan da mutlu...
Hele birkaç gün önce YA ile yaşadığımız şu sahneler "vay beee" dedirtti bana...
Gecenin bir vakti halıdaki lekeler gözüme battı ve su hazırlayıp halıyı silmeye giriştim.Canhıraş biçimde debelendiğimi gören YA:
"Annecim sen yorulma ben silerim" dedi,
"Teşekkür ederim oğlum,ben hallederim" dedim.
"Ama yoruluyorsun,üzülüyorum seni böyle görünce" diye devam etti,
"Kuzum benim,bitecek birazdan sen sıkma canını" diye gülümsedim.
Bir müddet sustu,sonra tekrar ama bu sefer ağlamaklı:
"Anne bırak lütfen,çok yoruldun,sonra bizimle oyunda oynayamazsın,üstelik gürültü yaparsak sinirlenirsin.Hadi bırak bende sana kahve hazırlayayım" dedi bu kez.
Pek hoşuma gitti bu hali.
"Tamam oğlum,hadi getir bakalım kahvemi" dedim ve sahiden de beş dakika sonra sıcacık kahvem elimdeydi.
Bu anları yaşamak bir anne için çok duygulu ve mutluluk verici.Yavrularının bu denli hassas ve hisli olmaları ise ayrıca memnuniyet sebebi.Yine ve yine ve her daim şükürler olsun bu sebepleri önümüze serene...
Lale devrini yaşıyor anneliğim,darısı tüm annelere...
