14 Temmuz 2012 Cumartesi

Gerim Gerim Gerilim...

Bazen herşey insanın üstüne üstüne gelir ya hani...
Tüm olumsuzlukları da çekersin yanı sıra,yetmiyormuş gibi...
Ne cıvıldaşan kuşlar çeker ilgini;bilakis onların keyfine dellenirsin içten içe,
Ne gününü aydınlatan pırıl pırıl güneş,pamukvari bulutlar...
Ne de yaşama sevincin çocuklar...
Yataktan kalkmak zulümdür böylesi anlarda...
Yüz yıkamak zulüm,
Aynadaki aksinle karşılaşmak ve dahi karşılaştığın senle selamlaşmak...
Kahvaltı mı hazırlanacak? pöffff...
Ortalık mı toplanacak? ıyhhhh...
Yapmadıkça batar,battıkça gerer,gerdikçe huysuzluğun zirve yapar...
Acısı garibim çocuklardan çıkar,
Kaşının altında niye gözün var? hırrrrrr...
Bir de 10 gün arayla ikinci kez nükseden yüksek ateş ve kusma semptomlu hasta bir kızın varsa evde,
Buyur burdan yak...
Yedirmeye çalış,kusmuk temizle,duş aldır,ateş düşürmeye çabala,keyfi kaçan diğer veletlerin gönlünü al...
Kaynatmaya koyduğun taze sütü taşırmamak için mütemadiyen mutfağa taşın,varolan sinir harbin yetmezmiş gibi "aman taşmasın" gerginliği edin,bunca gerginliğin üstüne taşan sütün bulaşığını temizle :(

pöfffffff....

Böyleyim birkaç gündür,
Havadan mı? Sudan mı? Hormonlardan mı? Uzayda ters giden bir şey var da ondan mı?!!!
Ayhhhh çekin gidin üstümden ayolll...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Her Telden YARUZE Hit...

YA&RU&ZE kardeşler olarak müziği ne denli sevdiğimiz malum.YA ve ZE'ye nispeten daha az ilgili olan RU bile kayıtsız kalamıyor müziğe artık.

Yazın gelişiyle birlikte, tempolu,enerjik şarkılara ruhlarımızında coşkulu eşliğiyle,bilhassa arabada, mübalağasız bir tek amuda kalkmadığımız(yoksa onu da yapmışlar mıydı?) kalıyor.Öylesine içten,öylesine keyifli,öylesine coşkun ve taşkın katılıyor ki bedenimiz müziğin ritmine,dışarıdan görenler "ailecek delirmişler" yakıştırması yapabilir haklı olarak."Delibaşı" olarak da beni seçeceklerine eminim :)

YARUZE hitte bu yazın favori şarkıları arasında, "Survivor" programından tanıyıp bilhassa çocukların sevgisine mazhar olmuş şu şarkı başı çekiyor:
  

Otomobile bindiğimiz andan itibaren ilk istekleri CD'yi açmamız yönünde.Dinlemek istedikleri ilk şarkıda bu tabi.Portekizce söylenen bu şarkıya, bizimkiler kendi lisanlarınca pek de güzel eşlik ediyorlar..İnene dek üst üste 20 kez dinlediğime yemin edebilirim.Aşırı doz yüklemesi kusma etkisi yarattı sanırım bu nedenle :(

Bir diğer şarkı ise ailecek favorimiz neyse ki :)Dilediğimizce dinlemekte sakınca yok bu nedenle;şimdilik tabi ;)
Slow şarkılara çocukların pek itibar etmediklerini biliriz;fakat bu şarkı nasıl olduysa bizim veletler tarafından son derece ilgi görmekte;özellikle cool adam RU tarafından bangır bangır eşlik edilip, bittiği an tekrar açtırmak suretiyle.Ama sevilmeyecek gibi de değil ki;bakınız:



Şarkıda Emre Aydın'a eşlik eden bu pamuk sesli hatun,aynı zamanda şarkının söz ve bestesinin de sahibi "Gülden Ayşe Mutlu" adında genç bir yetenek.
Ben(biz) pek beğendim(k)...

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Gecikmiş Kutlama Notları...

24 Haziran, hem çift yumurtalarımın hem de sevgili blogcuğumun yıldönümleriydi.Fakat havaların ısınmasıyla blog yazmaya ve okumaya soğuyuşumun ters orantısı imkan vermedi bir türlü bugüne dair bloğa not düşmeye.
Yazamadıkça kötü hissettim ve zorla da olsa PC başına geçmeye ikna ettim kendimi.

Öncelikle RU ve ZE'ciğim büyük bir hızla birer abi ve abla olma yolunda ilerliyorlar gün be gün.4 yaşını devirdiler dile kolay.Sanki YA 4 yaşında iken gözümde daha büyümüş görünürken,RU ve ZE O'na nazaran daha bir bebek kıvamında.Oysa şu an üçüde aynı yaş dönemini yaşıyor gibiler.Çok da fark yok yani gelişimlerinde.Belki önlerinde bir örnekle büyüdüklerinden daha kolay oldu ikizlerin sosyal gelişimleri.Fiziksel olaraksa üçüde yaşlarına paralel seyir gösteriyorlar şükür ki...

Gelelim doğum günü etkinliğine.ZE günler hatta aylar öncesinden siparişlerini sıralamış,günleri iple çeker olmuştu.
"Mor gelinlik istiyorum,küçük topuklu ayakkabı istiyorum,barbieli ve kalpli pasta istiyorum vs vs vs..."

RU'nun ise öyle pek bir beklentisi yoktu.(Tok gözlü oğlum benim).Bir tek pastasının spiderman,şimşek mc quenn,bakugan,ben 10 ve türevleri şeklinde sürekli değişen görsellerini tarifliyordu o kadar.

ZE'ye o gün için özel bir kostüm istiyordum.Facebooktan birkaç tütü örneği görmüş ve beğenmiştim.Neden kendim yapamayayım ki dedim ve gidip tülünü aldım.Mor değil ama çok hoş bir renk tercihi yaptım.(ZE'nin de onayını alarak tabi).Bir süre cesaret edemedim eteği bütün olarak mı,yoksa bir sürü site de tarif edildiği gibi bağlama yöntemiyle mi yapayım diye..En son diktirmeye karar vermiştim ki bir cesaret gece yarısı kestim tülleri ve 1 saat içinde tamamladım eteği.Üstüne de tuhafiyeden edindiğim minik beyaz çiçekler kondurdum silikonla.Beline de beyaz kurdelayla etek tam hayal ettiğim gibi oldu.Bluz olarak da dantelli bir atlet edindim.Yaka kısmına yine aynı dükkandan aldığım etekle aynı renk fistoyu silikonla yapıştırdım ve enfes oldu sahidende.Bir de taç yapmaktı niyetim,onun içinde yine aynı renk şifon bir gül buldum tuhafiyeden.Onun altına etekten artan tül parçasıyla fiyonk fon yaptım ve halihazırda kendim kullandığım beyaz sade bir taça silikonladım.Hepsi çok içime sindi.ZE'nin gördüğünde vereceği tepkiyi heyecanla bekleyerek astım dolabına..
Geldiğinde "taatatataaaammmmm" diyerek çıkardım karşısına ve umduğum gibi "bayıldıııı"
Aynanın karşısına geçip dakikalarca kendini izledi ve hatta mırıl mırıl konuştu aynadaki aksiyle...
Bende el emeğimin ZE'de ve bende yarattığı sevinç ve mutluluğun hazzını yaşadım gönül rahatıyla...



RU içinse ZE'nin kostümü kadar emek vermem gerekmedi.Beyaz gömleğine ZE'nin eteğiyle aynı renk bir papyon yapmam kafi gelecek diye düşündüm.Fakat öyle zor bir renk seçmiştim ki kolay kolay bulamazdım her mağazada.Ben de aramaya bile kalkmadan kendim yapmaya karar verdim.Önce kurdelayla yapmayı düşündüm fakat renk sorunu burda da karşıma çıktı.Sonra birden aklıma örmek geldi.Elimde şans eseri bu renk bir ipte vardı.Gecenin bir vakti oturdum ve ördüm papyonu.Gayette güzel oldu....

Pazar akşamı ailece dışarda kutlamak istedik doğum günlerini.Bu sebeple Tuzla'da çok sevdiğimiz bir cafeye gitmek için yola çıktık.Fakat o güne denk gelen bakan ziyareti ve Ferhat Göçer konseri nedeniyle trafiğin felç oluşu ve aynı cafede bir de düğün merasimi yapılıyor olması dolayısıyla 2 saati trafikte geçen akşamın sonunda kutlama yapmaksızın döndük eve:(
Hayırlısı böyleymiş dedik..

Ertesi gün okulda arkadaşlarıyla kutlayacaktık.Okulu aradığımda tatil sebebiyle okulda 10-13 arası öğrenci bulunduğunu söylediklerinde çok üzüldüm.Zira aylardır bugünü bekliyordu kuzucuklarım ve birçok arkadaşı olmayacaktı doğum günlerinde.Çok burkuldu içim bu sebeple fakat ne olursa olsun dedim ve okul için yaptırdığımız pastayı eve çekip daha küçük bir pasta aldık alelacele.Fakat okula gidince o pastanın yetmeyeceğinin gördük çünkü hem öğretmen kadrosu ve hem de arkadaşlarının bir çoğu gelmişti o gün okula.Hemen Necoya haber verdim ve derhal pastayı değiştirdik,bu nedenle biraz beklemek zorunda kalındı fakat böyle olacağını bilemezdik.

Bizi görür görmez özellikle ZE'nin heyecanı görülmeye değerdi.Hemen giydirdik üstlerini.Arkadaşları arasında pek bir havası oldu ZE hanımın.RU'nun ise keyfi pek bir yerindeydi.İndik yemekhaneye.RU ve ZE tahtlarına oturup pastayı beklemeye koyuldular.Heyecandan yerlerinde duramıyorlardı.Pasta geldi ve kutlama başladı.Arkadaşlarıyla beraber keyifli dakikalar geçirdiler ve neşe içinde döndük evimize..
İşte okuldaki kutlamadan kareler...








Rüzgar EGE, olmuş Rüzgar EFE; ilahi usta :))












Çünkü O bir sıpa...

Canımız abimiz...

Prenses Zeynep,kendisine tahsis edilen özel aracına binerken :)

Eve geldiğimizde okuldan geri getirdiğimiz küçük pastayı sitenin çardağında apar topar bir masa hazırlayıp site çocukları eşliğinde kestik ve kuzular bir yaşlarına daha girdi.(RU bu pastayla birlikte 6 yaşına girdiğini iddia etti de) 








Kardeşler mum üfleme, abi maymunluk etme derdinde...



Dilerim yüzünüzdeki gülümseme hiç eksik olmasın küçük aşklarım..

Birlikte nice uzuuuuuunnnn,sağlıklı,mutluluk dolu ve hayırlı senelere...

Sizi ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz değil mi?

*Blogcum seninle geçen 2.ci senemizde hayırlı uğurlu olsun.Tüm dostlarımla paylaşacağım nice mutlu hatıralarda bir arada olmak dileğiyle...

23 Haziran 2012 Cumartesi

Lale Devri...

Tam da yarın 4.cü yılını dolduracağım 3 çocuklu yaşamımda ne denli zorlu aşamalardan geçtiğimi bir ben bilirim bir de Allah.Tek çocuk büyütüp "biz bir taneyle başedemiyoruz valla sana bravo" diyenler de anlıyor ahvalimden az biraz.Zordu, hem de pek çok zordu;dahası içinde bulunduğum halin bekası beni hepten ürpertiyor en derin depresyonların birinden çıkarıp diğerine sokuyordu.

Gaz sancılarının aman dinlemez çilesinden başlayıp,ağır emzirme,besleme,temizlik,uyku rutinleri;üç çocukla dışarı çıkmak isteyip daha çanta hazırlığında yorulup usanarak süregiden bezginlikler;eline koluna prangalar vurulmuş hissine sebep olan sorumluluk ve bağlayıcılık duygusu;ikiz bebek büyütmenin meşakkati;yanı sıra hali hazırda bebeklikten yeni çıkmış 2,5 yaşlarını süren küçük abinin ihmale uğramaması için verilen yıpratıcı mücadele-ki bu benim için sahiden en zoruydu-;çocuklar büyüdükçe sorunlarında ona paralel ilerlemesinin getirdiği güçlükler;hengamesi bol günler, geceler;aralarındaki gerginlikleri bertaraf etmek için sarfedilen deli tempo; psikolojik buhranların hayatımızın geneline yayılmış ağır etkisi vs vs vs...

Bu süreç içerisinde ailemden büyük destek gördüm;hala da imdat frenim olmaya devam ediyorlar.Eksikliklerini hiç göstermesin dilerim Allah.Fakat ne olursa olsun bu sorumluluğu layıkıyla kaldırmakla mükellef olan bir tek baş kahraman vardı;o da "Anne" karakteri, yani "ben";ve bu sorumluluk duygusu öylesine çörekleniyordu ki bedenime, altında ezilip lime lime olmaktan kurtaramıyordum kendimi sıklıkla...
Keşke ile başlayıp,gözyaşlarının eşlik ettiği nice isyan dolu cümleler kurarak kendime bolca sövdüğüm bu histerik süreç çok şükür ki artık geride kaldı;şimdi yerini, o hastalıklı düşüncelerin sahibine fazlaca bonkor ve affedici davrandığı kanaatine vardığım eşsiz nizam sahibi Yaradana hamd dolu,şükran dolu,minnet dolu günler aldı.Öylesine kararlıyor ki Mevla'm; eksiğin,kusurun,ihtiyacın,menfaatine olan ne varsa önüne sunuyor da sen- daha iyi bilirmişsin gibi- sunduklarını şer addedip isyan ediyor;gözlerini kör,kulaklarını sağır,kalbini mühürlü, zihnini bulanık tutup yüz çeviriyorsun tüm bu lütuflara...Ama O öyle bir kudret ki; sen yüzünü çevirsen de,asla kayıtsız kalmıyor senin gibi günahkara...

Şimdi bakıyorum da,ne büyük lütufmuş bana sundukları.Oğluma bir hem cins,bir de sevgi dolu kız kardeş göndererek O'na verip verebileceğim en iyi imkanı sunmuş altın tabakla.Hiçbir oyuncak,hiçbir etkinlik,hiçbir maddi olanak bu denli zenginleştiremezmiş O'nun hayatını.Ben ve babası bile...
Asabi,pimpirikli,tahammülsüz,tezcanlı,maymun iştahlı,sağduyu yoksunu,dediğim dedik beni, öyle güzel hizaya soktu ki sonradan aramıza katılan bu iki velet,törpüledi sanki tüm sivriliklerimi,çapaklarımı,kusurlarımı...Tek çocuğu bile layıkıyla büyüteceğime kanaat getiremezken, üç çocukla sınadı,otadı,onardı bütün arızalarımı.Daha az özürlü oldum bir çok konuda sayelerinde.Terbiye ettiler nefsimi bir şekilde...

Şimdi herşey daha bir yolunda bin şükür.Abileri kardeşsiz,kardeşler birbirlerinden habersiz yaşayamaz hale geldiler.Biz de O'nlarsız tabi...Eskiden, en azından birini anneme yollasam da azıcık nefes alsam derken, şimdi o eksiği uzuvlarımdan eksilmiş görüp canımın acıdığını hissediyorum.YA kardeşleri olmadan hiçbir plana dahil olmak istemiyor.Misal; YA'yı alıp kız kardeşime gitme programımı kendisine söylediğimde "kardeşlerim ne olacak?" diye sordu ilkin.Ben  "Onlar babanla kalırlar bir gün " dediğimde: "Hayır,ya Onlar da gelsin,ya da gitmeyelim" cevabını vermesi aralarındaki bağın ne denli güçlü olduğunun en güzel örneği...
Üç kardeşin beraberken attığı neşe dolu kahkahalara şahit olmak, dünyada yaşayacağım en eşsiz mutluluk anları nazarımda.

Bu aralar anneye her konuda yardımcı olmaya başladılar ki,bu da benim için ayrı bir keyif sebebi.Misal;masa hazırlanırken yardım için yanımda bitivermeleri,her işlerini kendileri görmeye çabalamaları,beni iş yaparken gördüklerinde üzülüp işin ucundan tutmaya çalışmaları...

Anne-baba olarak bizi en çok sevindiren gelişmelerden biri şu ki;
Artık gece çocukları uyutma,masal okuma işini evin abisine devretmiş bulunmaktayız.Okumayı öğrenen YA bir gece ansızın "kardeşlerimi bu gece ben uyutabilir miyim anne?" talebinde bulundu."Hadi bakalım,uyut" dedik.Önce kıkırdaşmalar,gülüşmeler peşisıra abinin direktifiyle gelen sessizlik,ardından YA'nın ağır tempoda okuduğu hikaye ve 10 dakika sonra zafer kazanmış komutan edasında yanımıza geldi YA."Uyudular" dedi gülümseyerek.Biz de keyiften dört köşe birbirimize bakındık Neco'yla.Şimdi her gece bu şekilde devam ediyor uyku rutinimiz.Onlar mutlu,biz Onlardan da mutlu...

Hele birkaç gün önce YA ile yaşadığımız şu sahneler "vay beee" dedirtti bana...
Gecenin bir vakti halıdaki lekeler gözüme battı ve su hazırlayıp halıyı silmeye giriştim.Canhıraş biçimde debelendiğimi  gören YA:
"Annecim sen yorulma ben silerim" dedi,
"Teşekkür ederim oğlum,ben hallederim" dedim.
"Ama yoruluyorsun,üzülüyorum seni böyle görünce" diye devam etti,
"Kuzum benim,bitecek birazdan sen sıkma canını" diye gülümsedim.
Bir müddet sustu,sonra tekrar ama bu sefer ağlamaklı:
"Anne bırak lütfen,çok yoruldun,sonra bizimle oyunda oynayamazsın,üstelik gürültü yaparsak sinirlenirsin.Hadi bırak bende sana kahve hazırlayayım" dedi bu kez.
Pek hoşuma gitti bu hali.
"Tamam oğlum,hadi getir bakalım kahvemi" dedim ve sahiden de beş dakika sonra sıcacık kahvem elimdeydi.
Bu anları yaşamak bir anne için çok duygulu ve mutluluk verici.Yavrularının bu denli hassas ve hisli olmaları ise ayrıca memnuniyet sebebi.Yine ve yine ve her daim şükürler olsun bu sebepleri önümüze serene...

Lale devrini yaşıyor anneliğim,darısı tüm annelere...

15 Haziran 2012 Cuma

Yaz Halleri (rehaveti)...

Yaz geldi;havalarda,ruhlarımızda coştukça coştu.Evlere sığmaz olduk;dolayısıyla pc başına geçmeye fırsatta olmuyor, hevesde.Ne yazı yazasım var,ne blog okuyasım,ne de sosyal ortam gezesim.İyi de böyle,eksikliğini duymuyorum hiç...
Günler yoğun;her zaman ki gibi.Rutinden tek farkı:havaların ısınmasıyla çocukları evde tutmanın mümkün olmayışı.YA'nın okulu tatil oldu;tüm yaz evde.O'nun deyimiyle "90 gün tatil" yapacak.RU ve ZE yaz okuluyla talime devam.Keyifliler şükürler olsun.YA, sabah kardeşlerini yolcularken burkuluyor bir parça."Kardeşlerin gidiyor diye üzülüyor musun?" diye sorduğumda "evet"cevabını alınca bende burkuluyorum esasen fakat haftanın iki günü havuza devam ettiği ve diğer günlerde beraber gezintiler yaptığımız için sıkılmaya pek fırsat bulamıyor olması biraz rahatlatıyor ikimizi de..Yanısıra bahçede arkadaşlarıyla vakit geçiriyor sıklıkla.Akşam yemeğiyle eve giriyor,bin naz niyazla.Sokak çocuğu oldu kelimenin tam anlamıyla.Varsın olsun,keyfi pek yerinde ya...

Ameliyat oldum bitti.Vücudumdan bir uzvumun benden ayrı düşmesi, içimi acıttı biraz.Onun eksikliğinin sıkıntısını yaşatmasın dilerim Allah bana ve benim gibi bu rahatsızlığı geçirmiş nice insana.Ameliyat sonrası süreci tahminimden ağır geçti.Ben ki;her sıkıntıya kolay kolay aman demeyen biri iken bunca veryansın etmişsem sahiden canım yanmıştır demek ki..İlk bir kaç gün, oturmak,uyumak,öksürmek,sağa sola dönmek ve hatta gülmek bile tam anlamıyla işkenceydi.Yatarken sağa sola dönmek pek mümkün değildi; dönmeye çalıştığımda ise içimdeki tüm organlar birbirinden bağımsız hareket ediyordu sanki.Muhtemelen gazdan dolayı idi bu hissettiklerim.Doktor gazın dağılması için yürümemi salık vermişti fakat yürümekte eziyetti benim için.İki gün yattım hastanede.Bu iki günün ardından bir gün de annemlerde istirahat ettim ve ertesinde sıkıntılarım devam etse de döndüm evime ve kaldığım yerden devam ettim rutinime.

Hastane hatırası...
Çocuklar pek üzüldüler halime.Karnımdaki sargıları gördükçe yüzleri ekşiyor ve gelip öpüyorlardı karnımı mütemadiyen."Ne zaman iyileşeceksin?" diye de endişelerini dile getirdiler boyuna.Arada ağrılarımı unutup koşarak üstüme geliyor ve sarılmak istiyorlar,benden gelen telaş dolu ikazlarla üzülerek kendilerine geliyorlardı.Neyse ki 5.ci günden itibaren daha iyi hissetmeye başladım kendimi.Salı günü de gidip dikişlerimi aldırdım.Artık normale döndüm sayılır.Fazla yürüdüğüm yahut ağır iş yaptığımda sıkıntı duyuyorum biraz ama buna da bin şükür.Geçti bitti gitti işte...

Allah dermansız dert vermesin kimselere...

4 Haziran 2012 Pazartesi

Yusuf yusuf :)

Geçen yıl ansızın tarifi mümkün olmayan bir ağrıyla öğrenmiştim safra kesemin yerini.Doğum sancısını hafife alacak denli sarsıcı bir ağrıydı hissettiğim;dayanılmaz ve hayattan soğutucu...

Bir süre direndim,hemen ameliyat olmak istemedim;zira ne kadar uzun kalırsa o organ vücudumda, o kadar kardır diye düşündüm;işlevi var ki koymuş O'nu Yaradan.Halbuki uzun vade de ciddi sorunlara yol açabilirmiş alınmaması;sonradan öğrendim.Zaten ağrılar öyle dayanılmaz oluyor ki, o dakka değil safra kesesi, derman olacak deseler kafamı kesmelerine ses etmeyeceğim.

Cuma günü doktorum aradığında biraz panikledim.Aslında hiç öyle canı kıymetli biri değilim,ağrı eşiğimde yüksektir, aman demem öyle her ağrıya fakat ilk ameliyat deneyimim olunca ister istemez bir irkilme hissettim iş ciddiye binince.
Yarın yatıyorum hastaneye;çarşamba ameliyat olacağım,muhtemelen perşembe taburcu olurum bir aksilik olmazsa.Kapalı ameliyat diye tabir edilen Laparoskopi yöntemiyle gerçekleşecek operasyon ve ben dilerim sağ ve salimen döneceğim yeşil sahalara en acelesinden :)

Dua ve iyi dilekleriyle yanımda olan herkese şimdiden binlerce teşekkürler...

2 Haziran 2012 Cumartesi

Roller Değişti...

İlk göz ağrım büyümüş,okumayı öğrenmiş de kardeşine kitap mı okurmuş...


































Şükür bugünleri gösterene...

Related Posts with Thumbnails